Baharat Tutkusu ya da Okyanusa Açılan Yollar

Şimdilerde yemeklere eklenen küçük çeşniler olmaktan fazlasını ifade etmeyen ve üstelik kolay ve ucuz bir şekilde bulunabilen baharatlar, bir zamanlar dünyanın en değerli nesneleriydiler. Öyle ki, 15. yüzyılda bir tutam karabiber, altından daha değerliydi. Karabiber, tarçın, zencefil, karanfil, safran, muskat, kakule ve daha birçok baharatın esas kaynağı Güney Hindistan, Sri Lanka, Çinhindi, Endonezya ve Çin gibi Asya’nın uzak bölgeleriydi ve Avrupalılar için buradaki nesnelere ulaşabilmek ancak Arap tüccarların aracılığı ile mümkün olabiliyordu. Ulaşılması zor ve az bulunur oldukları için de çok pahalıydılar ve ancak Avrupa’daki üst sınıflar, baharat ticareti için müşteri konumunda bulunabiliyorlardı. Baharata olan bu ısrarlı talep, imparatorlukların kurulmasına ve yıkılmasına, yeni kıtaların keşfedilmesine yol açacaktı.

spices

Baharat ticareti, Hint Okyanusunda gemilerini rahatça gezdirip limandan limana ticari mallar taşıyan Arap tüccarların kontrolündeydi ve o zamanlardan okyanusa bıraktıkları izler şimdilerde bazı kelimelerde yaşamaya devam ediyor. Günümüzde ‘muson’ olarak adlandırılan bu okyanusa özgü hava olayı esasında Arapça ‘mevsim’ kelimesinden türetilmişti, ayrıca Afrika’nın Hint okyanusuna kıyısı olan bölgelerinde konuşulan ‘Swahili’ dili de esasında ‘sahil’ kelimesinin bozulmuş hâlidir. Baharat, Avrupa’ya Mısır’daki İskenderiye limanı aracılığıyla taşınıyordu ve bu ticareti mümkün kılan bir de Avrupalı ortak mevcuttu; Venedik. Öyle ki Venedik Cumhuriyeti’nin en zengin ve onu yöneten Docaların en şaşalı olduğu dönemler işte bu baharat ticaretini tekelinde bulundurduğu 15. yüzyıl civarıydı.

spice-trade

Baharatın fiyatı arttıkça Venedik zenginleşmiş, fakat Avrupa’nın kralları dahi onu almakta zorlanmaya başlamışlardı. Bu da doğuya giden yeni yollar bulma hayallerinin ortaya çıkmasına yol açmıştı. Cristoforo Colombo da dünyayı keşfetmek için değil Hindistan’ın baharatlarını bulmak için yola çıkmıştı ve başka bir kıtaya vardığını hayatının sonuna kadar hiç kabul etmeden yaşama veda etmişti. Fakat baharata giden yeni yolları bulmayı başarabilen kişi Afrika’nın çevresinden dolanıp Hint Okyanusuna ulaşan Vasco da Gama olacaktı. Lâkin bu durum Venedik’in pek hoşuna gitmeyecek ve oluşacak durumu engelleyebilmek için elinden geleni yapacaktı, ne var ki bu çabalar Venedik Cumhuriyeti’nin gücünü ve zenginliğini kaybetmesini engelleyemeyecekti.

vasco-da-gama

Hint Okyanusuna varan Portekiz gemileri ticareti kendi kontrollerine almaya çalışacak ve Güney Hindistan’daki Malabar sahilinde (günümüzde Kerala) koloniler kurmaya başlayacaklardı. Fakat onları pek hoş karşılamayan Calicut’teki Zamorin ile büyük mücadeleler verdikten sonra. Vasco da Gama, Zamorin’in kendine yönelik düşmanca tavırları nedeniyle intikam almak için içinde Mekke’den dönmekte olan hacıların bulunduğu ‘Mîrî’ isimli gemiyi ateşe verip yakarak ticaretin kontrolü konusundaki kararlılığını gösterecekti. Ardından Calicut’te olmasa bile Goa’da Portekiz kolonisi kurulacak, sonrasında da Timor’da ve Macao’daki kolonilerle Portekiz İmparatorluğu zenginleşmeye devam edecekti. Ne var ki bu yeni yolların açılması baharatın değerini düşürecek ve Venedik gibi Portekiz de eski gücünü kaybedecekti.

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s