Samsara – Yenilmez – Sahibinin Sesi

Türümüz üyelerinden bazıları tarafından elde edilen ve içinde bulunduğumuz büyük ölçekli yapıya ilişkin anlamlı bir bakış açısı sağlayan bilgilerin, birçokları için hiçbir şey ifade etmediği bir gerçek. Gündelik yaşamlarımız, çok eskilerden kalma bilgiler ve sosyal yapılar tarafından şekillendirilmeye devam ediyor. Tek başına toplulukları yönetmeye heveslenen tuhaf insanlar, onlara koşulsuz destek vermeye hazır sığ zihinler ve bitmek bilmeyen küçük çıkar mücadeleleri, insan türünün zekâyı aptallığa dönüştürmedeki büyük başarısını gözler önüne seriyor. Oysa gezegene bir kez bile tepeden bakabilmek birçok şeyi değiştirebilirdi. Ron Fricke’nin Baraka’nın devamı olarak çektiği gezegen güzellemesi ‘Samsara’ ve Stanislaw Lem’in derin düşüncelerin huzursuzluğundaki kitapları ‘Yenilmez’ ve ‘Sahibinin Sesi’, buna ilişkin ilginç örnekler.

samsara1

Samsara

Baraka’da olduğu gibi Samsara da diyaloglara ve sosyal detaylara yer vermeden gezegendeki insan topluluğunu bir bütün olarak görmeyi amaçlıyor. 1992 tarihli Baraka’dan yirmi yıl sonra çekildiği için daha güncel bir bakış açısını yansıtıyor olsa da Baraka’daki vurucu sahnelere göre biraz daha hafif kaldığı izlenimine kapıldığımı söylemeliyim. Özellikle Baraka’da yer alan Bali adasındaki ‘kecak’ maymun dansının yeri doldurulamamış. Buna rağmen, 25 farklı ülkeden farklı bölgeler ve insanları içine alan enteresan güzellikteki görüntüler ve onlara eşlik eden müzikle birlikte sizi içinde yaşadığınız dünya üzerinde farklı bir yolculuğa çıkartıyor. Bize sunulan küçük dünya yerine, yaşadığımız gerçek dünyayı görebilmek için önce Baraka sonra da Samsara ile eşsiz bir yolculuğa çıkmak iyi bir başlangıç olabilir.
Baraka; http://www.documentarytube.com/videos/baraka
Samsara; https://vimeo.com/116877832

samsara2

Yenilmez – Niezwyciezony – The Invincible

Stanislaw Lem’in enteresan kitaplarından biri olan ‘Yenilmez’, çok uzak zamanlarda ve çok uzak bir yerde geçen huzursuz edici bir anlam arayışı. Kitabın 1964 yılında yazıldığı düşünüldüğünde, temel konusu olan ‘ölü evrim’ meselesinin bu kadar ince detaylarla ve gerçekçi anlatılabilmiş olması inanılmaz. Başka bir gezegende kaybolan bir geminin başına gelenleri anlamak için giden ikinci geminin mürettebatının karşılaştıkları olaylar, hem korkunç hem de dehşet verici bir şekilde gerçekçi betimlenmiş. Önceki gemiden kalan cansız makinelerin geçirdiği evrim sonucunda, elektrik ve manyetik alanlara duyarlı, kendini kopyalamaya programlı cansız yapılar ortaya çıkmıştır. Bu oluşum canlı insanlarla karşılaştığında, onların beyinlerindeki elektriksel aktiviteleri düşman olarak algılamış ve beyinlerindeki tüm manyetik kayıtları, yani belleği silerek geride algısız ve tepkisiz koca bebekler bırakmıştır.

invincible1

Kitabın ilk bölümü olan ‘Kara Yağmur’ şu cümlelerle bitiyor; “…batıda koyu bir bulut yükseldi. Alçaktan uçarak yaklaştı, büyüdü, uzayan ve yumruk gibi yoğunlaşan bir kolu iniş yerini kucakladı ve hareket etmeksizin üzerinde asılı kaldı. Böylece bekledi. Güneş batıdan alçalırken, çölün üstüne kara bir yağmur yağmaya başladı.”. İşte bu siyah yağmur, evrenin derinliklerinde, insanın aklından bile geçirmeyeceği ve anlayamayacağı şeylerin olduğunun bir göstergesiydi. Bu kitap beni öylesine heyecanlandırmıştı ki, hiç elimden düşürmeden iki günde okuyup bitirivermiştim. “…Yalpalayan, abartılı büyük adımlarla, doğal olamayacak kadar dik bir duruşla, parmaklarındaki tahammül edilmez titremeyi bastırmak için yumruklarını sıkmış halde, doğruca yirmi kat yüksekliğindeki uzay gemisine doğru yürüdü; gemi sönükleşen gökyüzünün önünde kıpırtısız azametiyle öylesine muhteşem duruyordu ki, sanki gerçekten yenilmezdi…”

invincible2

Sahibinin Sesi – Glos Pana – His Master’s Voice

Lem’in üç büyüğünden biri olan ‘Sahibini Sesi’ ise insanın kendini beğenmişliğine ve kendine zekâ atfetmesine yönelik bir hiciv. Parça parça düşünüldüğünde okuması bir miktar zor olan bir kitap olduğu söylenebilir. Fakat kitabı bitirip de bir bütün olarak düşündüğünüzde, insan varoluşuna yönelik kafanızda tuhaf bir resmin ortaya çıktığını farkedebilirsiniz. Gökyüzünü gözleyen teleskoplar aracılığıyla, evrenin derinliklerinden gelen ve ne olduğu anlaşılamayan bir radyo sinyali alınmıştır. Bilim adamlarından oluşan bir ekip bu sinyalin ne anlama gelebileceğini araştırmak üzere görevlendirilir. Kitap da bu görev ekibinde yer alan bir kişinin ağzından itiraflar biçiminde yazılmış. Sayısız faklı anlandırma çabası sonuçsuz kalır ve araştırma bir sonuca ulaşamaz. Kendini zeki olarak adlandıran insanoğlunun aslında hayali yanılsamalar etrafında dolanıp durmaktan başka bir şey yapmadığını hissettiren oldukça vurucu bir kitap. Fakat 1968 yılında yazılan kitap, inanılmaz biçimde Lem’in öngörü yeteneğini gözler önüne seriyor. Günümüzde bilindiği haliyle, fiziğin ve biyolojinin temelindeki düzensizliğin, olasılıklara ve hatalara dayanan işleyişin ipuçlarını verip, derin düşüncelere dalmanıza yol açıyor.

glos pana

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s