Yer Değiştiren Kutuplar ve Güney Atlantik Anomalisi

Dünya üzerinde çok hücreli ve karmaşık yaşam biçimlerinin gelişebilmiş olmasının en önemli nedenlerinden birisi, gezegenin bir manyetik alana sahip olması. Aksi takdirde yıldızlararası ortamdan gelen yüksek enerjili parçacıklar hücre yapılarını parçalayarak karmaşık yapıların oluşmasına engel olurlardı. Dünya’nın sıvı demirden oluşan dış çekirdeğinin dönmesinden kaynaklanan bu manyetik alan tüm küreyi sarar ve kuzey ve güney dönme eksenlerine yakın noktalarda iki manyetik kutup oluşturur. Dış uzaydan gelen yüksek enerjili parçacıklar manyetik alan boyunca ilerleyerek bu kutup noktalarından atmosfere girip kuzey ışıkları auroraları meydana getirirler. Fakat, Dünyayı çevreleyen bu manyetik kabuğun zamanla çok garip değişimler gösterdiği bilinmektedir. Jeolojik kanıtlardan anlaşıldığı üzere kuzey ve güney manyetik kutupları her zaman şimdi bulundukları yerlerinde değillerdi.

magnetosphere

Geçmiş zamanlarda volkanların püskürttüğü manyetik alana duyarlı bazı elementlerin manyetik yönelimlerinden anlaşıldığı üzere, güney ve kuzey manyetik kutuplar belirli aralıklarla ters dönmekte. Yani güney ve kuzey kutuplar yer değiştirmekte ve bu yönelim değişikliğinin belirgin bir periyodu olmadığı gibi neden kaynaklandığı da bilinmemekte. Ancak bu terslenmenin jeolojik olarak oldukça kısa zaman dilimlerinde gerçekleştiği biliniyor. Yön değişikliği sırasında neler olduğu ise anlaşılabilmiş değil. Eğer bu dönemde manyetik alan zayıflayıp geçici bir süre ortadan kalkıyorsa bu, Dünya üzerindeki canlılık için büyük bir etki anlamına geliyor olabilir. Ancak jeolojik kanıtlar, yönelim değişikliği dönemleri ile tür yokoluşları arasında bir bağlantı göstermiyor. Kutup terslenmelerinin ortalama süresi 450,000 yıl olmasına karşın en son bundan 780,000 yıl önce Brunhes-Matuyama adı verilen manyetik kutup değişimi gerçekleşmişti. Fakat, manyetik alanla ilgili yapılan ölçümler günümüzde de böyle bir kutup terslenmesinin yaşanıyor olabileceğini gösteriyor.

pole shift

Bununla ile ilgili ilk sinyaller, evrenin derinliklerini gözlemlemek üzere Dünya yörüngesine gönderilmiş olan Hubble uzay teleskobundaki cihazların çalışmasında bazı aksaklıkların ortaya çıkmasıyla alınmıştı. Hubble, Dünya çevresindeki hareketi sırasında Güney Amerika’da Brezilya civarındaki bir bölgenin üzerinden geçerken, cihazların çalışmasında bozulmalar meydana geliyor ve doğru veri gönderemiyordu. Sonradan anlaşıldığı üzere bu bölgede manyetik alan Dünya’nın diğer bölgelerine göre daha zayıftı ve Hubble buradan geçerken manyetik alanın dışına çıkıyor ve Van Allen kuşakları adı verilen bölgenin içerisindeki yüksek enerjili parçacıkların bombardımanı sonucu cihazları bozuluyordu. Bu olay Güney Atlantik anomalisi olarak adlandırıldı ve manyetik alandaki bu zayıflamanın ne anlama gelebileceği anlaşılmaya çalışıldı.

south atlantic anomaly

Daha sonrasında görüldü ki bu tür zayıf manyetik alan bölgeleri Dünya’nın farklı yerlerine dağılmış çeşitli noktalar halinde bulunuyordu. Üstelik bu zayıf manyetik alan bölgeleri, bulundukları yarı kürenin ters yönünde kutuplanma özelliği gösteriyorlardı. Yani, güney yarıkürede dağılmış noktalar halinde kuzey özellik gösteren manyetik bölgeler ve kuzey yarıkürede de güney özellik gösteren bölgeler bulunuyordu. Bu da manyetik kutupların yer değiştirme aşamasının başladığını ve ilerleyen dönemlerde bir terslenmenin meydana gelebileceğini gösteriyordu. Bu tür bir terslenmenin gerçekleşeceği kesin olarak biliniyor ancak zamanını tam olarak kestirmek şimdilik mümkün değil. Elde edilen veriler bunun başlamış olabileceği ile ilgili ipuçları veriyor.

south atlantic anomaly2

Bu tür bir geçiş döneminde neler olabileceği ise çok net olarak bilinmiyor. Geçmiş zamanlarda böyle dönemlerde tür yokoluşlarının yaşanmamış olması, canlıların buna karşı bir savunma mekanizmasına sahip olabileceklerini gösteriyor. Ancak, günümüzde Dünya üzerinde teknolojik olarak gelişmiş ve temelinde elektrik ve manyetik özellikli makinelerin bulunduğu bir uygarlık yer alıyor. Bu tür bir manyetik kutup değişikliğinin ve geçiş döneminin bu uygarlık üzerindeki etkilerinin neler olabileceğini kestirebilmek ise oldukça zor görünüyor. Artık insanlık ile ilgili neredeyse tüm bilgiler taş, kil tablet ya da kâğıtlarda değil, manyetik ortamlarda saklanıyor ve bu manyetik ortamların kırılganlığı ve bilgilerin kaybolma olasılığı diğer bilgi taşıyıcı ortamlara göre çok daha yüksek. Kutup değişikliği doğrudan böyle bir sonuca yol açmasa bile insanlık bir gün tüm belleğini kaybedebilir mi?

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s