Highlands’de Sırılsıklam ya da Fırtınada Loch Ness

Buraya kadar gelip de İskoçya’nın meşhur dağlık bölgeleri Highlands’e gitmemek, ayağına kadar gelmiş olan fırsatı tepmek anlamına gelirdi ki benim böyle bir şeye niyetim yoktu. Loch Ness’i çok uzun yıllar öncesinden duymuştum ama bir gün gidip göreceğim hiç aklıma gelmezdi doğrusu. Highlands, İskoçya’nın kuzeyindeki az nüfuslu köylerin bulunduğu ve daha çok İskoç Galcesi konuşan kesimin yaşadığı dağlık ve yarı vahşi bir bölge. Dolayısıyla Edinburgh ve Glasgow gibi şehirlerin bulunduğu Lowlands’den ayrı kültürel özelliklere sahip. Eski buzul çağlarının kalıntısı olan irili ufaklı birçok göl de bu bölgede yer alıyor (İskoç Galcesinde bu göller ‘loch’ olarak adlandırılıyor). En ünlüleri Loch Ness, içinde değişik türde bir canlı (ya da canavar) olduğu söylentileri nedeniyle epey ilgi görüyor.

1

2

Buraları açık havalarda gezmek oldukça güzel olur eminim, fakat bu mevsimde yağmurdan kaçış yok. Ben de yağmur benim için sorun değil diye düşünüp yola koyuldum, lâkin halk arasında ‘raining like hell’ olarak tabir edilen, hava durumu tablolarında ise daha kibar olarak ‘heavy rain’ diye geçen olayı deneyimleyeceğimi de düşünmemiştim, ama başa gelen çekilir. Zaten bir noktadan sonra şemsiye ya da yağmurluk fayda etmediği için herşeyi bırakıp olayın tadını çıkarmaya bakıyorsunuz.

3

4

Avrupa’nın nüfus yoğunluğu en düşük bölgesi olmasından dolayı yol boyunca doğanın saf halini çeşitli açılardan görmeniz mümkün, tabi yağmurdan gözünüzü açabilip etrafınıza bakabildiğiniz zamanlar için geçerli bu söylediğim. İrili ufaklı birçok gölün yanından geçtikten sonra Atlantik Okyanusu kıyısına ulaşıyorsunuz. Bu kıyının en önemli yerleşimi, her ne kadar bir köy olsa da, Fort William ve burada yaz aylarında, ki bu sadece Ağustos demek oluyor burda, çok çeşitli outdoor etkinlikleri yapabiliyorsunuz. Ayrıca bölgedeki yüksek debili ve engebeli nehirler kayaking için son derece uygun. Yolda yoğun yağmur altında kayaking ekipmanlarını alıp yola koyulmuş olan birçok kayakçı görebiliyorsunuz (Türkçe’de kayak deyince karda yapılan spor anlaşılıyor ama burada kastettiğim şey suda yapılan kayak, bunu raftingin tek kişilik olanı olarak düşünebilirsiniz).

5

6

Fort William’dan ayrıldıktan sonra Highlands’i ortadan ikiye bölen bir tektonik hatta karşılık gelen ve sıra sıra göllerin ve bir zamanlar bu gölleri birleştiren Kaledonya kanalının bulunduğu hat boyunca ilerleyerek küçük Fort Augustus köyüne ulaşıyorsunuz. Burası meşhur Loch Ness kıyısında bulunuyor ve günün belirli saatlerinde göl boyunca bot gezileri düzenleniyor. Loch Ness, içerisinde yaşayan ve boyu on metreyi bulabilen tuhaf su yılanları nedeniyle canavar efsaneleriyle ünlenmiş. Buzul dönemlerinde okyanusla bitişik halde bulunduğu için bir tuzlu su gölü ve son derece karanlık bir su kitlesine sahip. Öyle ki ortalama üç yüz metreyi bulan derinliği ile bir noktadan sonra herhangi bir ışık ya da kamera suyun içi ile ilgili bir bilgi veremiyor.

7

12

Fort Augustus’a vardığımda şiddetli fırtına ve yağmur kesilmeden devam ediyordu. Gölün kenarında dolanıp etrafı keşfederken üzerimdeki tüm giysiler ıslandı, fakat bu konuda yalnız değildim, bu havada dahi buraya gelen birçok insan vardı. Alışkın olduklarından olsa gerek, gezi teknesinin kaptanı havaya aldırış etmeden yola çıkmaya karar verdi. Tekneye biner binmez herkes alt kattaki kapalı güverteye girdi, fakat dışarıyı gözlemlemek için açık üst güverteye çıkmak gerekiyordu. Rüzgâr, soğuk, yağmur ve üst güvertede gölü izleyen insanlar, Loch Ness’de tekne turu ancak böyle mümkün. Şimdi bakınca çok keyifli anlardı diye düşünüyorum ama o sırada sırılsıklam vaziyette titrerken pek böyle düşünmediğimi itiraf etmeliyim. Yine de heryerde yaşanamayacak sıradışı bir deneyim olduğu kesin.

8

9

Gölün suyu karanlık olduğundan içinde neler olduğuyla ya da derinliğiyle ilgili bilgiler sonar araçlarla (ses dalgalarıyla) sağlanıyor ve bu gezi botları aynı zamanda bu bilgileri de sağlayan araçları da içeriyorlar. Loch Ness, boylamasına 36 km boyunca uzanan çok büyük bir göl ve bir ucunda Fort Augustus, diğer ucunun biraz ilerisinde de Highlands’in en büyük kenti Inverness bulunuyor.

11

10

Dönüş yolunda üzerim sırılsıklam olduğu için biraz sıkıntı çeksem de yine de keyifli bir yolculuktu, fakat Ağustos ayında ziyaret etmek çok daha güzel olur muhtemelen. Tabii bu ayda İskoçya’nın nüfusunun ikiye katlandığını da hesaba katmak lazım, ama sıcaklık 12-13 derece civarında, yaz için gayet güzel. Özellikle Highlands’in en kuzey ucunda bulunan müthiş güzellikteki Sango koyunun mutlaka görülmesi gerektiğini düşünüyorum, bu sefer olmadı başka zaman artık. Ayrıca Skye adası var, Orkney ve Shetland adaları var, var da var.

13

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Highlands’de Sırılsıklam ya da Fırtınada Loch Ness için 2 cevap

  1. diabolo violette dedi ki:

    İngiltere vizesi aldığımızda ilk olarak İskoçya ve Skye Adası’nı görmek istiyorum ben de…

    • 희망 dedi ki:

      Evet Skye adası mutlaka görülmesi gereken bir yer (yaz aylarında daha iyi olur tabii), Sango koyu da çok güzel ama ulaşımı pek kolay değil, en kuzey kıyıda yerleşim yerlerine biraz uzakta.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s