Afrika’dan Keltlere, Arap Baharından Samhain’e

Geçtiğimiz hafta birçok açıdan yoğun geçti ve farklı deneyimlerle karşılaşmamı sağladı. Bunun nedeni sadece farklı konularda çok sayıda seminerin olması değil aynı zamanda tüm Afrika kıtasından çeşitli kısa film ve belgesellerin gösterildiği ‘Africa in Motion’ festivalinin ve tabii ki Cumartesi gecesinin fantastik olayı Samhain’in varlığı idi. Afrika’nın kuzeyinden güneyine farklı ülkelerden yönetmenlerin eserleri son zamanlardaki sosyal ve politik olayları da yansıtıyordu tabii. Kuzey Afrika’dan eserler daha çok dört yıl önceki Arap baharına odaklanırken Orta ve Güney Afrika’dan ise farklı sosyal konuların varlığı ağırlıktaydı. Cumartesi gecesi ise Samhain nedeniyle tüm şehir çılgına dönmüştü. Popüler kültürde Halloween ya da cadılar bayramı olarak bilinse de bu esas olarak eski Keltlerden kaynaklanan bir yaz sonu kutlamasıdır. Bu mevsimde şehrin neredeyse yarısının (belki de daha fazlasının) üniversite öğrencilerinden oluştuğu düşünülürse, gece manzarasının nasıl olduğunu tahmin etmek pek de zor olmasa gerek sanırım.

africa in motion

‘Africa in Motion’daki ilk durağım kısa film yarışmasıydı. Kuzey Afrıka’dan dört, Orta Afrika’dan iki ve Güney Afrika’dan bir kısa film izledim. Bu yarışmanın güzelliği ise izleyicilerin de en beğendikleri film için oy kullanabilmeleriydi. Cezayir’den ‘The man with a dog’ ve Senegal’den ‘Mothers’ oldukça etkileyici hikâyelerdi ama ben tercihimi Fas’tan ‘Thank God it’s friday’ için kullandım. Sanırım karakterlerden birinin Arap baharını eleştirirken kulandığı şu cümleden dolayı; ‘Bu bir devrim değil, bizim devrim dediğimiz şey kafaların (kişilerin) değil, beyinlerin değişmesidir’. Bunların dışında Mısır’dan ‘Wintry spring’ ve ‘The dream with a scene’ ile Uganda’dan ‘Trash cash’ güzel kısa filmlerdi. Belgesel yarışmasında ise Mısır’ın Süveyş kentinin neden devrime yol açan ayaklanmalara önayak olduğuyla ilgili gerçekleri ve sonrasında yaşanan hayal kırıklıklarını anlatan ‘Moug (Waves)’ ve Afrika’nın güneyindeki küçük bir dağ ülkesi olan Lesotho’daki gençlerin yaşamlarına odaklanan ‘Coming of age’ izlediklerimdi.

20151101_093540

Cumartesi gecesi çılgınlığına gelirsek, birçok eski halk geleneği durumunda olduğu gibi sonradan Hristiyanlık tarafından sahiplenilmiş ve şimdilerde popüler kültür nesnesine dönüşmüş olsa da Samhain esasında çok eski bir Kelt geleneği. Ölüler bayramı olarak adlandırılan 31 Ekim günü, esasında hasat zamanının sona ermesini ve kış günlerine girişi temsil ediyor. Bu nedenle de senenin en geç hasatları olan elma ve balkabağı bu günde önemli yer tutuyor. Bu mevsim geçişi döneminde, yaşanılan dünya ile ruhlar dünyası arasındaki çizginin incelmesi varsayımından dolayı bu gecede ölüler diyarından birçok ruhun ortalıkta dolandığı düşünülüyor. Dolayısıyla farklı kostümlerin ve korku gecesinin de anlamı ortaya çıkıyor. Şimdilerde Amerikan popüler kültürü dolayısıyla epey yaygın olsa da esasında Amerika’daki ilk yerleşimciler arasında pek de iyi gözle bakılmayan bir kutlama imiş. Bunun nedeni de tabii ki eski pagan geleneklere dayanıyor olması. Fakat Amerika’ya 19. yüzyıldaki yoğun İrlandalı, İskoç ve Gal göçlerinden sonra çok yaygınlaşmış. Ayrıca günümüzdeki paganlar, popüler kültürdeki benzeriyle karışmaması için Samhain’i Mayıs ayında kutluyorlar.

20151031_230935

Esas kaynaklarından birisi olduğu için de tabii ki İskoçya’da bu gün epey şaaşalı kutlanıyor. Tabii bahsettiğim gibi buna öğrenci nüfusunun fazlalığının katkısı çok yüksek. Öyle ki Cumartesi gecesi insanlar uyumadı sanırım, çok değişik kostümlerle tüm gece ortalıklarda dolandılar. Özellikle Grassmarket tıklım tıklım doluydu ve olayın en hareketli merkeziydi doğal olarak, çünkü burası barlar sokağı. Fakat daha ilginç olan, gece saat on ikiyi geçerken Greyfriers Kirk’ün (ki burası şehrin eski mezarlığı oluyor) kapısından içeri adım atacak yer bulunmayacak kadar dolu olmasıydı. Tabii bu kadar kalabalık olunca kimse mezarlıkta korkmaz o da ayrı mesele ama olsun. Hayalgücünün sınırlarını zorlayacak kostümlerin ve makyajların ayrıntılarına da girmek isterdim ama sanırım bu blog bunun için pek uygun bir yer değil, edebini bozmayalım. Bu arada The Meadows’da sonbahar da başka oluyormuş, ortadaki fotoğraf Samhain ertesi güneşli bir çayırlık sabahı.

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Afrika’dan Keltlere, Arap Baharından Samhain’e için 3 cevap

  1. diabolo violette dedi ki:

    Samhain’i kaynağından görmek, gözlemlemek ya da hakkında görece daha ayrıntılı konuşacak birileriyle olmak güzel olsa gerek. Biz de İrlanda’da tecrübe ettik bunu. Seveni sevmeyeni, pagani, katoligi, protestanı ile ilginç ortamlar yaratıyor. Yer yer güzel hikayeler de cabası :)

    • 희망 dedi ki:

      İçeriden deneyimlemek çok daha farklı oluyor tabi. İrlanda’da da nasıldır bilmiyorum ama, paganların Mayıs ayındaki etkinlikleri sanırım çok daha kapsamlı oluyormuş Edinburgh’da.

      • diabolo violette dedi ki:

        Mayıs’taki etkinliklere Bealtaine diyorlar. İrlanda dilinde Mayıs demek oluyor. Samhain de Kasım ayı.. Mayıs ayının tamamı etkinlik, festival ayı oluyor. Biz kuzeybatıda küçük bir yerde yaşıyoruz. Burada çok fazla hissedilmiyor. Görece daha Katolik bölgeler ve topluluklarca zaten pagan festivalleri denerek yüz çeviriliyor :) Büyük şehirlerde daha canlı geçiyordur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s