Animator Expo, Miss Hokusai ve Kaçan Biletler

Doğu Asya ile ilgili konulardan son zamanlarda pek bahsetmiyorum, fakat bunun bir istisnası olursa da genellikle animeler aracılığıyla oluyor. Bir sabah hostelde dergileri karıştırırken, ilk karşıma çıkan şey anime festivaline ait bir afiş oldu. Hemen filmleri inceledim ve gitmek istediklerimi belirledim. İlk dikkatimi çeken ‘Miss Hokusai’ idi, ayrıca ‘Ghost in the Shell’in yeni versiyonu da sahnelenecekti (ki bunun eski versiyonundan daha önce bahsetmiştim). Tabii bir de ‘Japan Animator Expo’ vardı ki kendilerini anime piyasasında fazla gösterememiş farklı yönetmenlerin çektiği on dört kısa filmden oluşuyordu. Lakin ben biletleri alana kadar ‘Miss Hokusai’ ve ‘Ghost in the Shell’inkiler çoktan tükenmişti bile. Bunu festivalin isminden öngörebilmeliydim ama geç kaldım; ‘Scotland Loves Anime’. Neyse ki ‘Animator Expo’ya bilet bulabildim ve sadece festival filmlerinin gösterildiği Filmhouse’un yolunu tuttum. ‘Miss Hokusai’yi de Aberdeen gösteriminde ya da başka bir yerden izleyebilmeyi umuyorum, ama burada ondan da bahsedeceğim.

scotland loves anime

Animator Expo

Yedi sekiz dakikalık on dört adet birbirinden çok farklı tarzlardaki kısa animeden oluşan ‘Animator Expo’, tam olarak benim izlemek istediğim şeydi sanırım. Çünkü bu şekilde, hiç sıkılmadan birbirinden çok farklı tatları aynı anda tatma olanağı buluyorsunuz. Kısa animeler olmalarına rağmen herbirinin kendilerine ait hikâyeleri vardı ve farklı hayalgüçlerinin nelere yol açabileceğini ard arda görmek çok eğlenceliydi. Ayrıca bu animelerin tıklım tıklım dolu salonda yarattığı duygu dalgalanmalarını görmek de enteresandı ve bazen salondakiler de olayın içine dahil oldu. Özellikle ‘Me!Me!Me!’ ve ‘Sex and Violence with Machspeed’ salonda şok etkisi yarattı. Bunların yanı sıra tüm insanlığı sorgulayan ‘Kanon’ ve dramatik hikâyeler anlatan ‘Carnage’ ve ‘Hammerhead’ ile bir kara komedi olan ‘Comedy Skit Hitman’ ve salondakilere ters açı yaptıran ‘Yamadeloid’ ve ‘I can Friday by day’ de güzel animelerdi. Ayrıca ‘The Dragon Dentist’, ‘Bubu and Bubulina’ ve ismini sayamadığım diğerleri de gayet kaliteliydi.

animator expo

Gösterimin sonunda oldukça tartışmalı ‘Me!Me!Me!’nin yönetmeni Hibiki Yoshizaki ve ‘Kanon’ ve ‘Hammerhead’in yönetmeni Mahiro Maeda ile bir söyleşi düzenlendi. Sorulara daha çok Maeda cevap verirken festivalin organizatörlerinden Jonathan Clements, salondaki kahkahalar eşliğinde Yoshizaki’yi ‘Me!Me!Me!’ ile ilgili epey sıkıştırdı. Özellikle ‘breast dynamics’ sorusu salonu kırıp geçirdi, fakat bu soruya Yoshizaki’nin verdiği soğukkanlı cevabı tercüme eden bayanın, içerisinde ‘dynamics, mechanics, research, gravity’ kelimeleri geçen bir cümleyle olayı atlatmış olmasını da takdir ettim.

soylesi

Miss Hokusai

Katsushika Hokusai, 18. ve 19. Yüzyıllarda o zamanki adıyla Edo’da (şimdiki Tokyo) yaşamış ünlü bir Japon ressamdır. Resimlerinin kalitesi ününün Japonya’nın dışına da taşmasına yol açmıştır. Fakat en güzel resimleri ve en üretken dönemlerinin yaşlılık dönemlerine rast gelmesi geri plandaki bir bilmeceyle ilgili spekülasyonlara neden olmuştur. Hokusai’nin dört çocuğundan üçüncüsü olan kızı O-Ei de resimler yapmaktadır, fakat kadınların eserleri erkeklerinkiler kadar değer görmediği için daha geri planda kalmıştır. Hokusai’nin yaşlılık dönemine denk gelen dinamik ve kaliteli resimlerinin kızı ‘Miss Hokusai’ O-Ei tarafından yapıldığı düşünülmektedir. İşte bu anime de ‘Miss Hokusai’nin geri planda kalmış yaşam öyküsüne, babası, üvey kızkardeşi ve başka bir ressam olan Genjiro ile olan ilişkilerine ve çizilen resimlerin hikâyelerine odaklanıyor. O-Ei’nin kendi ismini hiçbir zaman ortaya çıkarmamasının nedeninin Hokusai’nin isminin ününe zarar vermek istememesi ve resimlerin değerinin düşmemesi olduğu sanılıyor, çünkü önemli olan şey resimleri baba ya da kızdan hangisinin yaptığı değil, onların bir Hokusai tarafından yapılmış olmasıydı.

miss hokusai

Hokusai’nin resim yaptığı ilk dönemlerde mavi renk çok zor bulunduğu için genellikle resimleri daha sade özellikte, ancak yaşlılık dönemlerinde Prusya mavisinin yaygınlaşması Hokusai’nin (ya da O-Ei’nin) daha canlı resimler ortaya çıkarmasına yol açmıştı. Bunlardan en ünlüsü de dünyada çok yaygın olarak bilinen ve arka planda Fuji dağının silüetini barındıran ‘Büyük Dalga’ (Great Wave) tablosudur. (Bu arada ‘The Dream of the Fisherman’s Wife’ da kendisine aittir)

great wave

‘Ghost in the Shell’in yeni versiyonunu da görmek istiyordum ama eski versiyonundan dolayı içeriğini bildiğim için kaçırdığıma çok fazla üzülmedim, fakat birçok yerden ödülle dönmüş ‘Miss Hokusai’nin izlemeye değer bir anime olduğunu düşünüyorum.

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s