Küçük Adımlar, Plüton’a Varış ve Soluk Mavi Nokta

Küçük bir kaya parçasına bağımlı olarak yaşayan canlıların, kendi sınırlarını aşıp ötelere gitme isteği duymalarının ve bunun için aygıtlar tasarlayarak uzakları anlamaya çalışmalarının son örneklerinden birisi bugünlerde yaşanıyor. Güneş Sistemini daha iyi anlamaya yönelik elli yılı aşkın çalışmalar, araçla ulaşılabilen en uzak nokta olarak insanlığı Plüton’a ve Kuiper Kuşağına kadar götürdü. Çok önceleri Dünya’nın tek olduğunu ve gece gördüğümüz yıldızların da gökyüzündeki deliklerin içinden geçen Güneş ışınlarından kaynaklandığını sanıyorduk. Sonra, gezegenlerin yıldızlardan farklı olduklarını ve Güneş’in çevresinde dolandıklarını anladık. Daha sonrasında da gezegenlerin de kendi aralarında birbirlerinden çok farklı özelliklere sahip olduklarını gördük. İç kısımda dış kabukları sert ve kayasal olan gezegenler Merkür, Venüs, Dünya ve Mars vardı, daha ötede gezegen olarak bir araya gelememiş küçük kaya parçalarından oluşan asteroid kuşağı ve onun ötesinde de sert bir kabuğu olmayan dev boyutlardaki gaz topları Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün bulunuyordu.

kuiper-belt

Fakat Plüton’un keşfi bu genel çerçevede bazı soru işaretleri ortaya çıkardı, çünkü Plüton Güneş’e hepsinden daha uzak olmasına rağmen dıştaki gezegenler gibi dev boyutlarda bir gaz topu değildi. Sonrasında Plüton’a benzer soğuk ve katı cisimlerin bulunduğu bir kuşağın gezegenlerin bulunduğu düzlem boyunca Güneş’i çevrelediği anlaşıldı. Bu kuşağa Kuiper Kuşağı adı verildi. Dolayısıyla Plüton, diğerleri gibi bir gezegen değil, etrafında birçok benzeri olan Kuiper Kuşağı nesnelerinden birisiydi. Arada sırada görülen ve küçük katı su ve karbondioksit buzlarından meydana gelen kuyrukluyıldızlar ise daha da dıştaki bir bölgeden geliyordu. Güneş Sistemini küresel olarak çevreleyen ve birçok küçük buztopunun bulunduğu bu bölge ise Oort Bulutu olarak adlandırıldı. Daha da ötede ise Güneş rüzgârının etkisini kaybettiği yıldızlararası boşluk yer alıyordu.

??????????

Gezegenleri keşfetmeye yönelik ilk çabalar ikinci dünya savaşı sonrasında yaşanan soğuk savaşın etkisindeki uzay yarışı dönemlerinde başladı. Önce Ay’a gidildi ve ardından da diğer gezegenleri yakından gözlemleyip fotoğraflarını çekebilecek araçlar tasarlandı. Voyager 1 ve 2 araçları iç Güneş Sisteminden sonra Jüpiter ve Satürn’ün daha önce görülmemiş netlikteki fotoğraflarını gönderdi ve bunların uyduları ile ilgili detaylı bilgilere ulaşılmasını sağladı. Jüpiter’in uydusu Europa ve Satürn’ün uydusu Titan’ın sıvı içeren yüzeylerinin görülmesi başka yerlerdeki yaşam arayışları ile ilgili heyecana neden oldu. İlerleyen yıllarda Uranüs ve Neptün’ün yanından geçerek fotoğraflarını çeken Voyager araçları Neptün’ü geçtikten sonra Dünya’ya geri dönerek küçük gezegenimizin ‘Soluk Mavi Nokta’ biçimli bir fotoğrafını gönderdi. Bu fotoğraf, insanlığın kendi küçüklüğünü somut olarak gördüğü ilk andı. Voyager uzay araçları günümüzde Güneş Sisteminin sınırını geçip yıldızlararası uzayda yol almaya devam ediyorlar.

pale-blue-dot-voyager-earth-nasa

Daha önceden belirlenen yörüngeleri nedeniyle Voyager’ların Plüton’a yaklaşmadan Güneş Sistemini terk etmeleri, Plüton’u inceleyecek başka bir araç gönderilmesi teklifine yol açtı. Sadece bu amaç için yola çıkan New Horizons aracı, daha öncekilere göre çok daha hızlı yol alarak dokuz yılda Plüton’a ulaştı ve 14 Temmuz 2015 günü Plüton’a en yakın noktasına ulaşarak daha önce görülmemiş Plüton fotoğrafları gönderip insanlığın bilgi sınırlarının biraz daha genişlemesine yardımcı oldu. Bu verilerle Plüton’un Kuiper Kuşağının en büyük cismi olduğu ve yüzeyinde yakın zamandaki hareketliliği gösteren jeolojik faaliyetlerden kaynaklı oluşumların yer aldığı anlaşıldı. Yüzeyindeki kalp şeklinde kratersiz düz bir bölgede buzul dağ oluşumlarının fotoğrafları görüldü. Ayrıca en büyük uydusu Charon’un da yüzeyi ile ilgili detaylı bilgilere ulaşıldı. New Horizons’un gönderdiği verilerin incelenmesi halen devam ediyor ve sonraki zamanlarda Kuiper Kuşağındaki diğer cisimlerle ilgili de veriler göndermesi bekleniyor.

Pluto-July-13_14

04_moore_02c

‘Soluk Mavi Nokta’nın üzerindeki yaşam biçimlerinin etraflarını anlayabilme çabaları devam edip bıraktıkları küçük izler evrenin derin boşluğunda yol alırken, yeni bilgiler ve daha büyük sorular gelecekte onları bekliyor olacak.

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s