Mağaradaki Kırmızı, Tablodaki Lacivert

Tarihöncesi sanatın ilk örnekleri, mağaralara çizilen el resimleridir. Aslında çizilen demek pek doğru değil, bu resimler mağara duvarına dayanan bir elin etrafına ağızdan boya püskürtülmesiyle oluşturuluyordu. Fakat kullanılan renk çeşitliliği tabii ki pek fazla değildi. Daha çok kömür siyahı ve kırmızı topraktan elde edilen kırmızı, resimlerin renk paletinin içeriğinde yer alıyordu. Kırmızı toprak esasında demir oksittir ve aşıboyası olarak da adlandırılır. Bu kırmızı renk, av peşindeki insanların ve avlanan hayvanların resmedilmesinde kullanılıyordu. Kırmızı topraktan kaynaklanan kırmızı boyanın tarihöncesi sanatçılar tarafından da bilinen en önemli özelliği, diğer organik malzemelerden elde edilen boyaların aksine, çevre değişikliklerinden ve zamanın geçişinden etkilenmeden çok uzun süreler solmadan kalabilmesiydi.

hands animals

Sonrasında insanlar tarımı keşfedip yerleşik topluluklar halinde yaşamaya başladıklarında, sanatçılar da resimlerini parşömenlere ve kâğıtlara çizmeye başladılar. Gelişen uygarlıkla birlikte sanatçıların paletlerindeki renk çeşitliliği de arttı. Daha önce görünmeyen yeni bir renk olan mavinin kaynağı, Afganistan’da çıkan ve özellikle Akdeniz bölgesine yönelik büyük bir ticari pazarı olan ‘lapis lazuli’ taşı idi. Lapis lazuli, lacivert taşı anlamına gelir ve etkileyici ve parlak bir görünüme sahiptir. Bu taş sadece boya malzemesi olarak değil, farklı boyutlarda heykellerin yapımında da kullanıldı. Hatta eski Mısır’da Kleopatra’nın bu maddeden elde edilen boyayı göz farı olarak kullandığı bilinmektedir.

lapis lazuli 1

lapis lazuli 2

Ortaçağ’ın sonlarından itibaren lapis lazuli Avrupa’ya da ihraç edilmeye başlandı. Rönesans ve Barok dönemi sanatçılarının tablolarındaki lacivert renk, bu maddeden elde edilen boyaya karşılık geliyordu. Tablodaki baş figürün elbisesini bu renkle boyamak, yaygın olarak tablolarda görülen bir alışkanlıktı. Masaccio’nun ‘Bakire Meryem’ tablosu, Perugino’nun ‘Anahtarlarn Teslimi’ freski ve Vermeer’in ‘Coğrafyacı’, ‘Sütçü Kadın’ ve ‘İnci Küpeli Kız’ tabloları lapis lazulinin parlak lacivertini gözler önüne seren örnekler olarak karşımıza çıkar. Bunların dışında da pek çok örnek vardı elbette, ama lacivertin nadir kullanımı lapis lazulinin nadir bulunan bir ihraç maddesi olmasından kaynaklanıyordu.

vermeer

Sonraki zamanlarda sarının, yeşilin, kırmızının, mavinin, morun ve diğer renklerin çok farklı tonları değişik malzemelerden elde edilerek resimlere canlılık ve çeşitlilik getirdi. Fakat bütün bunlar, endüstri devrimi sonrasında tüm renklerin tüm tonlarının kimyasal olarak elde edilebildiği ve hatta bilgisayarlar sayesinde artık gerçek renklere bile ihtiyaç duyulmadığı zamanların öncesinde, sanatın nadir ve kendine özgü olduğu dönemlerde gerçekleşmişti.

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s