Renegado Jan Jansz ve Baltimore’un Yağmalanışı

17. yüzyılda Akdeniz, güneşli kumsallar ve tatil değil, korsanların kontrolünde olan tehlikeli ve güvenilmez sular demekti. Kanun tanımaz ve vahşi olarak bilinen korsanların esas mekânları ise Cezayir ve Salé kıyılarıydı. Oysa anarşizmin toplumsal izlerini taşıyan ve hatta dünyada imparatorluklar ve krallıklar hüküm sürerken demokrasiye yakın cumhuriyet benzeri devlet yapıları oluşturanlar da yine bu korsanlardı. Günümüzde Fas’ın başkenti olan Rabat şehrinin yakınlarındaki Salé’de korsanların oluşturduğu, bireysel özgürlük kavramına sahip, yöneticilerin seçimle geldiği ve elde edilen ganimetlerin belirli kurallarla bölüştürüldüğü Salé Cumhuriyeti bulunuyordu. Cezayir korsanları ise her ne kadar Osmanlı’ya bağlı görünseler de Salé’deki yapıya benzer bir sistemleri ve Salé ile yakın ilişkileri ve ortaklıkları vardı. O zamanlar vahşi ve düzensiz olarak görülen bu korsan cumhuriyetleri, aslında sonradan gelecek devlet yapılarının ön modellerini temsil etmekteydiler.

1600s salé

Esas mekânları Kuzey Afrika kıyıları olmasına rağmen, korsanların etnik kimlikleri çok çeşitli olabiliyordu; İngiliz, Hollandalı, Fransız, İspanyol, İtalyan, Yunan, Arnavut, Türk ya da Berberi. Fakat tümünün ortak özelliği Müslümanlığı seçmiş olmaları ve o sırada Osmanlı’nın savaş halinde olduğu ülkelerin gemilerine saldırmalarıydı. Avrupa ülkelerinden gelip Müslümanlığı ve korsanlığı seçmiş olanlara ‘Renegado’ (Dönme) adı verilirdi. Özellikle Hollandalılar bu konuda oldukça istekliydi. Bunun nedeni ise uzun zamandır Hollanda ile savaş halinde olan İspanya’ya ait Yeni Dünya’dan yüklü ganimetlerle gelen gemilere saldırabilme olanağı vermesiydi. Renegadoların en ünlülerinden birisi Hollanda’nın Haarlem kentinde doğmuş olan gemici Jan Jansz (Jan Janszoon van Haarlem) idi. Kendi ülkesinden karısı ve iki kızı olmasına rağmen ayrılıp Müslümanlığı ve korsanlığı seçmiş ve Murat Reis (Genç) adını almıştı. Bir dönem Salé Cumhuriyeti’nin yöneticiliğini yapmış ve İzlanda kıyılarına baskın düzenleyip korku salmıştı. Daha çok bilinmesini sağlayan olaysa İrlanda’nın en güneyindeki kıyı kentlerinden biri olan Baltimore’un yağmalanmasıydı.

pirates

Baltimore bir İrlanda kenti olmasının yanı sıra 1600’lü yıllarda İngilizler tarafından kolonize edilmeye başlanmıştı. İngilizlerin kurduğu ve daha çok ticari kaçakçılık gelirleriyle ayakta duran koloni, İrlandalılar tarafından pek hoş karşılanmamıştı. Kentin ticari gelirleri yüksek olmasına rağmen, Murat Reis’in neden Baltimore’u yağmalamak istediği pek açık değildir. Çünkü buradan elde edilen ganimet pek fazla miktarlarda değildi. Bunun İrlandalı-İngiliz çekişmesinden kaynaklı nedenleri olduğu düşünülüyor, nitekim yağma sırasında korsanlara yol gösteren kişi Baltimore’lu bir İrlandalı olan Jonathan Hackett idi ve daha sonraları vatana ihanet suçlamasıyla idam edilmişti. Bu tarihlerde başlayan İrlandalı-İngiliz husumeti 1800’lerdeki patates kriziyle doruk noktasına ulaşacaktı. O dönemlerde İrlanda’nın besininin neredeyse tamamı patates ekimiyle sağlanmaktaydı. Ancak 1845 yılında patates bitkisinde ortaya çıkan bir hastalığın tüm hasadı yok etmesiyle oluşan kıtlık ve İngiltere’nin buna yeterince müdahele etmemesi, büyük bir isyan çıkmasına sebep olmuş ve İrlanda’nın bağımsızlığına giden yolu açmıştı.

sack of baltimore

1631 yılının bir Haziran gecesinde gemiden inen korsanlar Baltimore’u yağmalamış ve bir çok kişiyi esir alarak Kuzey Afrika’ya götürmüştü. Esirlerin akıbetinin ne olduğu tam olarak bilinmese de pek çoğunun Salé ve Cezayir yaşamına adapte olduğu düşünülüyor. Bazı tarihsel kayıtlarda Baltimore’lu olan ve bazı işlerde çalışarak özgürlük bedelini ödeyebilen kişilere rastlanıyor. Toplumsal refah açısından İrlanda’dan daha iyi durumda olan Kuzey Afrika kentlerinde yaşamaya devam etmiş olmaları da daha muhtemel görünüyor. Murat Reis yaşlanıp emekli olduktan sonra Lysbeth adında sarışın bir genç kadının onu ziyarete geldiği ve bir müddet kaldığı söylentiler arasındadır. Muhtemelen bu ziyaretçi yıllar önce Hollanda’da bıraktığı kızlarından birisiydi, bir süre sonra da geri dönmüş ve bir daha gözükmemişti. Murat Reis’in ölümünden sonra korsan cumhuriyetleri bir süre daha devam etmiş sonra da ortadan kalkmışlardı. İzlandalı ve İrlandalı esirlerin kişisel hikâyeleri de bir daha hiç ortaya çıkmamak üzere tarihten silinmişti.

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s