Başlangıç, Patlama, Sıçrama, Açıklama ya da Hiçbiri

Birdenbire kendimizi içerisinde buluverdiğimiz bu evren neyin nesidir? Bütün bunlar nereden geliyor? Neden buradayız? Bu sorular, insanlığın varoluşundan beri zihinleri kurcaladı ve farklı kişiler ve toplumlar faklı cevaplar vererek, kendi varlıklarına ilişkin bir anlam oluşturmaya ve yaşamaya devam etme süreci içinde kendi iç gerilimlerinden kurtulmaya çalıştılar. Anlayabildiğimiz kadarıyla, gözlenen evrendeki tüm varoluş biçimleri ortak bazı temel kurallara göre hareket ediyor. Bu kurallar göz önüne alınarak evrene baktığınızda, aslında tüm olayları neden-sonuç ilişkilerine bağlayabiliyorsunuz. Doğa bilimleri de işte bu yasaları daha iyi anlamaya çalışma çabasından başka bir şey değil. Fakat bütün bunlara rağmen temeldeki o varoluşa ilişkin sorular yanıtsız kalıyor. Bu da zaten böyle olmak zorunda, çünkü gözlenen evren dışından herhangi bir veri bize ulaşamadığı için, bu konuda bir çıkarımda bulunabilmemiz de olanaksız.

the beginning

Peki, her şeyin kaynağına ilişkin ulaşabildiğimiz bilgilerin sınırında neler var? 1920’lerin sonlarında Edwin Hubble’ın gözlemleri, gökyüzünde gördüğümüz galaksilerin yüksek hızlarla bizden uzaklaştıklarını ortaya çıkardı. Bunun nedeni, bizim evrenin merkezinde olmamız değil, evrenin her yöne doğru hızla genişliyor olmasıydı. Bu genişlemeyi zamanda geriye doğru izlediğimizde, her şeyin bir arada olduğu bir başlangıç anının olması gerektiği sonucunu çıkardık. Evren genişlerken zamanla soğuduğundan, bu başlangıç anı çok yoğun ve çok sıcak bir duruma karşılık gelmeliydi. Sonrasında, evrenin gerçekten de böyle sıcak bir evreden geçtiğine ilişkin gözlemsel kanıtlar bulundu. Kozmik Mikrodalga Fon Işınımının keşfi ve evrendeki Helyum elementinin bolluğu, Büyük Patlama (Big Bang) teorisinin kanıtları olarak ortaya çıktı. ‘Big Bang’, evrenin başlangıçtaki o yoğun ve sıcak durumunu temsil eden ve fizik yasalarınca henüz açıklanamayan bir faza karşılık gelen bir adlandırma. Aslında ortada bir patlama da yok, başlangıca ilişkin bilinemezliğe yönelik olan bir betimleme var sadece. Tabii böyle bir başlangıç fikri, evrenin dışında olan ve tüm nedenselliklerin gerisindeki bir yaratıcı fikriyle de özdeşleştirildi. Ancak, bu konudaki olumlu ya da olumsuz tüm görüşler, bu küçük gezegendeki canlıların kendi aralarındaki etkileşimlerinden bağımsız şekilde bir spekülasyon olarak kalmaya mâhkum görünüyor.

the big bang

Tabii başlangıç konusundaki tek açıklama, sonsuz yoğun ve patlama içeren bir duruma karşılık gelmiyor. Zamanda geriye doğru gittiğimizde, sonsuz yoğun bir duruma ulaşmadan önce evrenin bir sıçrama yaptığı ve geriye doğru bir genişleme fazına geçtiği de bu konuyla ilgili düşüncelerden biri. Büyük Sıçrama (Big Bounce) teorisine göre evrenin genişlemeye başladığı zamana denk gelen an, aslında daha önceki bir büzülme fazının devamı. Son yıllarda bu görüş, çok farklı bağlamlarda ortaya çıkmaya ve daha fazla kabul görmeye başladı. Ancak, bu bize bir açıklama sunmaktan çok olayı daha da karmaşıklaştırıyor. Çünkü, bu durumda basit bir başlangıç durumu yerine, geriye doğru uzayıp giden bir zaman ve özelliklerini hiç bilemeyeceğimiz geçmişteki ve gelecekteki başka evrenler de ortaya çıkıyor. Başka bir açıklama da bu başlangıç anının aslında başka bir evrendeki bir kara deliğin içine karşılık geldiği. Yani aslında evren dediğimiz şey bir kara deliğin içi, çünkü evrenin başlangıcı ve kara deliklerin merkezleri benzer tekillik özellikleriyle betimlenebiliyor. Fakat bu, olayı daha da açıklanamaz bir hale soktuğu için tümüyle spekülatif gibi görünüyor.

the big bounce

Başlangıç anı ve sonraki süreçlerin sonunda, bütün bu gözlediğimiz karmaşıklığın ve çeşitliliğin çıkmış olması algı sınırlarımızı zorlayan bir durum. Evrendeki önemsiz bir kaya parçasının üzerindeki minik nesneler olarak, bütün bu gerçekliğin nedenlerini anlayabilmemiz de beklenemezdi zaten. Kendimizi her şeyin merkezine koyup bütün bu evrenin bizim için oluşturulduğunu düşünmek, ulaştığımız doğa yasalarından çıkardığımız sonuçlarla karşılaştırıldığında pek naif kalıyor. Nedir bu sonuçlar? Şimdilerdeki bilgilerimize göre aslında canlılık dediğimiz şey, maddenin ‘yerel bellek depolama araçları’ fazına karşılık gelen bir özel isim. İstatistik mekaniğin ve biyolojinin yasaları maddenin bu kendiliğinden-organizasyon (self-organization) fazının nasıl oluştuğunu açıklayabiliyor. Bu fazdaki madde, etrafındaki diğer maddelerle etkileşime girip sonuçları bellek birimlerinde kaydediyor. Bu kayıtları kullanarak da daha sonraki etkileşim eylemlerini düzenliyor. Böylelikle kararlılığını korumaya ve kendini çoğaltmaya çalışıyor. Fakat maddenin temelinde bulunan ve bozunmaya yol açan kararsızlık nedeniyle, belirli bir zaman sonunda kararlılık ve canlılık özelliklerini kaybediyor. Peki, zaman nedir? İşte buna henüz tatmin edici bir cevabımız yok.

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Başlangıç, Patlama, Sıçrama, Açıklama ya da Hiçbiri için 1 cevap

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s