Peynir ve Kurtlar – Bir 16. Yüzyıl Değirmencisinin Evreni

16. yüzyılın sonlarında İtalya’nın kuzeydoğusundaki Friuli bölgesinde yer alan Montereale kasabasında Domenico Scandella isminde bir değirmenci yaşardı. Halk arasında ona Menocchio derlerdi. Diğer köylülerden farklı, kendine özgü fikirleri vardı ve bunları hevesle başkalarına anlatmak isterdi. Okuduğu kitapların ve eski pagan geleneklerinin etkisinde kendi mantıksal çıkarımlarından kaynaklanan bu fikirler zamanın kilise engizisyonu için tehdit unsurları içerecek niteliklere de sahipti. Bu ise, 1600 yılında evrenin sonsuz olabileceği ve üzerinde canlıların yaşıyor olduğu başka dünyaların da var olabileceği düşüncesini dile getirdiği için engizisyon tarafından Campo dei Fiori meydanında canlı canlı yakılan Giordano Bruno ile aynı kaderi paylaşacağı anlamına geliyordu. Carlo Ginzburg, ‘Peynir ve Kurtlar’ kitabında işte bu kıyıda kalmış, adı unutulmuş sıradan köylünün verdiği mücadeleyi ve yaşam hikâyesini anlatıyor.

peynir ve kurtlar

Menocchio’nun halk diline (yani İtalyancaya) çevrilmiş çeşitli kitapları okuduğu biliniyor. Örneğin John Mandeville’in ‘Seyahatler’ kitabı onu çok etkilemişti. Bu kitap, dünyanın değişik yerlerinde yaşayan fantastik biçimli insanları ve farklı yaşam biçimlerini anlatır. Ayrıca ‘Decameron’daki insan ilişkileriyle ilgili masalsı hikâyeleri, ‘Fioretta della Bibbia’ isimli bir kitabı ve Kuran’ın İtalyanca çevirisini de okuduğu sanılıyor. Bu okumaları ona kendi düşüncelerini daha kolay dile getirebilme niteliği kazandırmıştı. Uzun yıllar bu değişik düşüncelerini etrafındakilere anlatması sorun oluşturmamışken, günün birinde yerel kilisenin papazı bu anlattıklarından dolayı onu engizisyona şikâyet etmişti. Bu duruma verdiği tepki ise şöyleydi;

Köyle olan bütün bağlantılarına rağmen, kendisini çok yalnız hissetmiş olmalıydı: “O gece” demişti, “engizisyoncu peder bana ‘Yarın Maniago’ya gel’ dediğinde, neredeyse kendimde değildim, çıkıp bir şeyleri dağıtayım istedim… Papazları öldüreyim, kiliseleri yakayım, delice bir şeyler yapayım istedim: Ama iki küçük yavrumu düşünüp kendimi tuttum…” İçinde bulunduğu aczin ve umutsuzluğun böyle patlayışı, yalnızlığı konusunda tam bir fikir vermekteydi. Uğradığı haksızlık karşısında, tek tepkisi, hemen bastırdığı bireysel bir şiddet olmuştu: kendisine zulmedenlerden intikam almak, baskının simgelerine saldırmak ve kanundışı bir adam olmak. Bir kuşak önce, köylüler Friulili soyluların şatolarını yakmışlardı. Ama zaman değişmişti.

menocchio

Peki, neydi onu engizisyon sorgulamasına götüren bu tehlikeli düşünceler? Menocchio, evrenin başlangıçta var olan kaostan kendi kendine oluştuğunu, kilise papazlarının insanları kandırdığını ve onların söylediklerine inanmadığını söylemişti etrafındakilere. Sorgulamalar sırasında evren kuramıyla ilgili ifadesi şu şekildeydi; ‘Ben dedim ki, bana göre, her şey kaostu… bu bütünün içinden bir kütle doğdu –tıpkı peynirin sütten yapılışı gibi– ve içinden kurtlar çıktı, bunlar da meleklerdi. En kutsal haşmetli bunların Tanrı ve melekler olmasını emretti, meleklerin arasında Tanrı da vardı, o da bu kütleden aynı zamanda yaratılmıştı…’. Kaosa ilk devinimini veren şeyin ne olduğu sorulduğunda ise bunun kendi kendine olduğunu söylemişti. Bu düşünceler günümüzdeki Güneş Sistemi’nin oluşumu kuramlarıyla tuhaf metaforik benzerlikler içeriyor. Ayrıca, ‘engizisyoncular Menocchio’ya “Yeryüzünde cennete inanıyor musun?” diye sorduklarında, açıkça alaycı bir ifadeyle cevap verdi: “Yeryüzündeki cennetin malı mülkü olan beyefendilerin hiçbir iş yapmadan yaşadığı yer olduğuna inanıyorum” ’.

benandanti

Carlo Ginzburg’a göre bütün bu düşüncelerin kaynağının izi sürüldüğünde, okuduğu kitaplardan çıkardığı birebir düşünceler olmaktan çok Hristiyanlık öncesi Avrupa’nın paganist şaman geleneklerinden olan ‘Benandanti’ akımıyla bağlantıları bulunan düşüncelerden kaynaklandığı ortaya çıkıyor. Benandanti geleneğine göre bazı kişiler, geceleri bedenlerinden ayrılarak tarlalarda ekili olan ürünleri kötü ruhlara karşı korumak için mücadele ediyorlardı. Bu gelenek, Menocchio’nun yaşadığı dönemlerde Friuli bölgesinde hâlâ biliniyordu ve mensuplarının cadılıkla suçlanması sıklıkla rastlanan bir durumdu. Bu geleneğin daha derinlere inen ve maddeci özellikler içeren eski bir köylü diniyle bağlantılı olduğu düşünülüyor. Menocchio da doğrudan olmasa bile dolaylı olarak bu akımdan etkilenmiş olmalıydı. Bunun sonucunda da kilise papazlarının söylemleri yerine kendi mantıksal çıkarımları ve köylü geleneklerinin bir karışımından oluşan bir dünya görüşüne sahip olmuştu.

Menocchio, 1584 ve 1599 yıllarında iki kez engizisyon tarafından sorgulandı. İlkinden bulunduğu kasabadan ayrılmama cezasıyla kurtulurken, ikincisinde sapkın fikirleri yaymak suçlamasıyla idam edildi.

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s