Kesintili Yaşam Oyunu ya da Kitlesel Yokoluşlar

Dünya gezegeni yaklaşık 4,5 milyar yıldır şimdiki yuvarlak ve katı formunda bulunuyor. Üzerindeki yaşamsa yaklaşık 4 milyar yıldır varlığını sürdürüyor. Aslında yaşam dediğimiz şey, diğer maddesel kimyasal süreçlerden farklı bir durum değil. En önemli özelliği, değişik moleküllerin bir araya gelerek kendi kopyalarını üretebilen bir mekanizma oluşturabilmiş olmaları. Bu kopyalama süreci o zamandan beri kendini yineleyerek halen devam etmekte. Başlangıçta çok küçük tek hücreli mikroorganizma formunda ve sadece okyanuslarda ilerleyen bu süreç daha sonra tüm gezegene ve çok hücreli büyük yapılı formlar oluşturacak şekilde yayıldı.

İlk 2,3 milyar yıl boyunca Dünyanın atmosferinde hiç oksijen yoktu. 2,2 milyar yıl önce ortaya çıkan siyanobakteriler atık ürün olarak oksijen ortaya çıkarınca gezegende var olan neredeyse tüm canlıları zehirleyerek öldürdüler. Fakat canlıların geriye kalan küçük bir kısmı bu oksijeni kullanarak çoğalmaya başladı ve yaşam varlığını sürdürdü. Uzun yıllar boyunca küçük formlarda kalan yaşam, 600 milyon yıl önceki Kambriyen Patlama döneminde çok hücrelilerin ve büyük yaşam çeşitliliğinin ortaya çıkmasıyla başka bir forma büründü. Ardından önce bitkilerin ve sonrasında da hayvanların karaya çıkmasıyla da bu kopyalama oyunu tüm gezegeni kaplayan bir özelliğe sahip oldu.

life on earth

Bütün bu olayları ve tarihleri günümüzdeki fosil kayıtlarından ve tarihlendirme yöntemlerinden öğrenebiliyoruz. Ancak gezegendeki bu yaşam oyunu sürekli ileriye doğru kesintisiz işleyen bir süreç değildi. Dünya tarihinde çok çeşitli zamanlarda büyük canlı yokoluşları yaşandı. Bunlardan en büyük beş tanesi ise büyük kitlesel yokoluşlar olarak adlandırılırlar. En çok bilineni ise 65 milyon yıl önce bir göktaşının Dünyaya çarpması sonucu dinozorların da yok olmasına neden olan Kretase-Tersiyer kitlesel yokoluşudur. Fakat bundan başka 200 (Triassic-Jurassic), 250 (Permiyen), 375 (Geç Devonyen) ve 450 (Ordovisyen-Siluryen) milyon yıl öncesinde de büyük kitlesel yokoluşlar meydana gelmişti. Bunlardan bir tanesi, 250 milyon yıl önce gerçekleşmiş olan Permiyen kitlesel yokoluşu ise gezegenin gördüğü en büyük canlı yokoluşuydu ve Dünya üzerindeki türlerin %95’inin soyu bu olayla tükenmişti.

Early Earth, computer artwork

Kitlesel yokluşların çok çeşitli ve değişik olayların bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık nedenleri olabilir. Aşırı volkan patlamalarından kaynaklanan bazalt akışları, iklimsel ısınma ya da soğuma dönemleri, kıtaların hareketinden kaynaklı deniz seviyesindeki düşmeler, Dünya dışı kaynaklı asteroid ya da kuyrukluyıldız çarpmaları, Güneşe yakın yıldızlardan kaynaklı süpernova ya da gama ışın patlamaları ya da Güneşin Samanyolu galaksisi içerisindeki hareketi sırasında farklı galaksi kollarından geçmesinden kaynaklanan etkiler bunlar arasında sayılabilir. Fakat neden kaynaklanırsa kaynaklansın Dünya üzerindeki yaşam tüm bu kitlesel yokoluşlardan şimdiye kadar sağ çıkmayı başardı. Peki yaşama en büyük darbeyi vurmuş olan Permiyen yokoluş neden kaynaklanmıştı?

Prehistoric Earth, artwork

Bundan 250 milyon yıl önce Dünya üzerindeki karalar Pangaea isimli tek bir kıta halinde birleşik olarak bulunuyordu. Pangaea kıtasınının kenarında depremlere neden olan dalma-batma bölgelerinden birinde Dünyanın çekirdeğine kadar uzanan bir batma sütunu oluştu. Bu sütün günümüzde Sibirya olan bölgede aşırı şiddetli ve yüzbinlerce yıl süren volkan patlamaları zincirine yol açtı. Bu patlamalar sırasında ortaya çıkan karbondiosit salınımı sera etkisi nedeniyle ısınmaya neden oldu ve Dünya üzerindeki buzullar eridi. Bu aynı zamanda deniz tabanında buzla karışık halde bulunan metan hidratlarının da eriyerek metanın serbest kalmasına yol açtı. Bu da küresel ısınmayı daha da şiddetlendirdi. Serbest kalan metan atmosferdeki oksijenle tepkimeye girerek oksijen miktarının azalması sonucunu ortaya çıkardı. Bütün bunlar Dünya üzerinde yaşayan canlılar için felaket anlamına geliyordu ve türlerin yaklaşık %95’i bu felaketten sağ çıkamadı. Zengin denizaltı yaşamı ve mercanlar, ayrıca daha önce iki kitlesel yokoluştan sağ çıkmış olan ve günümüzde pek çok fosiline rastlanan trilobitler böylelikle yok oldu.

Methane bubbles

Ancak geriye kalan çok küçük miktardaki canlı türü yeni koşullara uyum sağlayıp gezegendeki canlılığın devam etmesini sağladı. Oksijen azalmasına tepki olarak sürüngenler hava keseleri geliştirip daha fazla oksijen tuttular, bu da dinozorların egemenliğindeki bir Dünyanın başladığı anlamına geliyordu. Başka tür canlıların daha fazla oksijen tutabilmek için geliştirdikleri çözüm ise kaburga yapısının değişerek diyaframın ortaya çıkmasıydı. Bu tür canlılar sonradan memelilere dönüşeceklerdi. Bu iki türün daha sonraki mücadelesinde ise memeliler, yavrularına daha fazla ilgi gösterebilme ve yumurtadan plasentayla üremeye geçebilme sayesinde 65 milyon yıl önceki dinozorları ortadan kaldıran Kretase-Tersiyer yokoluşundan sağ kurtulup gezegenin hakimi olabilmeyi başardılar.

Trilobite Olenellus

Gezegen üzerindeki bu ilginç kendini kopyalama oyunu bütün bu felaketlere rağmen varlığını devam ettiriyor. Farklı kopyalama makineleri kendilerini birçok kez kopyalayıp sonra yok oluyor ya da başka makinelere dönüşüyorlar. Değişik kopyalama zincirleri farklı zaman dilimlerine yayılıyor ve bu süre içerisinde dış etkenlere göre taktikler değiştirerek daha uzun yaşıyor ve farklı türler haline geliyorlar. Bu kopyalama oyunu kendini başka gezegenlere aktarmayı başarabilecek mi? Peki bu oyun ne zaman ve nasıl sona erecek?

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kesintili Yaşam Oyunu ya da Kitlesel Yokoluşlar için 1 cevap

  1. Imbimbo dedi ki:

    What about homo sapiens, the species leading the role in the whole game?

    Beyond the horizon of the place we lived when we were young
    In a world of magnets and miracles
    Our thoughts strayed constantly and without boundary
    The ringing of the division bell had begun

    Along the long road and on down to the causeway
    Do they still meet there by the cut

    There was a ragged band that followed in our footsteps
    Running before time took our dreams away
    Leaving the myriad small creatures trying to tie us to the ground
    To a life consumed by slow decay

    The grass was greener
    The light was brighter
    With friends surrounded
    The nights of wonder

    Looking beyond the embers of bridges glowing behind us
    To a glimpse of how green it was on the other side

    Steps taken forwards but sleepwalking back again
    Dragged by the force of some inner tide

    At a higher altitude with flag unfurled
    We reached the dizzy heights of that dreamed of world

    Encumbered forever by desire and ambition
    There’s a hunger still unsatisfied
    Our weary eyes still stray to the horizon
    Though down this road we’ve been so many times

    The grass was greener
    The light was brighter
    The taste was sweeter
    The nights of wonder
    With friends surrounded
    The dawn mist glowing
    The water flowing
    The endless river

    Forever and ever

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s