Endülüs’te Bir Çingene – Carmen

Zil, şal ve gül diyarıydı bir zamanlar Endülüs. İspanya’nın güneyine verilen bu ismin imparatorluk Roma’sının son zamanlarında Hispania eyaletini mesken tutmuş olan Vandallardan kaldığı söylenir (Alanlar ve Suevlerle birlikte). Bu biraz tartışmalı, çünkü Vandallar pek fazla kalmamıştı burada, daha sonrasında Kuzey Afrika’ya geçip imparatoluğun tahıl arazilerini işgal ederek Roma’nın çöküşüne giden yolu hazırlamışlardı. Fakat Endülüs’ün esas parlak dönemi Kuzey Afrikalı Mağriplerin burada kurdukları devletlerin zamanındaydı. Orta Avrupa Rönesansına giden yol buradan kaynaklanmıştı.

elhamra

Guadalquivir nehrinin etrafındaki ovalarda kurulmuş olan Sevilla (İşbiliye) ve Cordoba (Kurtuba) gibi büyük şehirlerin yanı sıra uzun yıllar boyunca Mağriplerin son kalesi olarak kalmış Granada (Gırnata) da Endülüs’e karakterini kazandıran yerlerdir. Efsanevi Elhamra Sarayı da Gırnata emirliğinin parlak dönemlerinin bir ürünüydü. Gırnata’nın 1492’deki düşüşünün ardından İspanya’daki Müslümanların sürülmesi, geriye kalan Morisco’ların ve Endülüs Çingenelerinin bölgenin kültürel kimliğini belirleyen etkenler olarak kalmasını engelleyememişti. Heyecanlı Flamenco müziği ve dansı, vahşi boğa güreşleri ve Toreadorlar Endülüs’ün özgün katkıları olarak günümüze kadar kaldı.

flamenco toreador

Carmen operası da bu izlerin hüküm sürdüğü 1800’lerin Sevilla’sında geçer. Georges Bizet’nin eseri olan ve ilk kez 1875’de sahnelenen bu opera, tütün fabrikasında çalışan ve herkesi kendine hayran bırakan bir Çingene kız olan Carmen’in etrafında gelişir. Bir tartışma sonucu tutuklanan Carmen, onbaşı Don Jose’yi baştan çıkartarak hapisten çıkar. Fakat ünlü Toreador Escamillo da Carmen’in peşindedir. Carmen onu reddeder, fakat aynı zamanda Don Jose’den de sıkılmıştır. Sonunda ise bu trajedi hem Carmen’in hem de Don Jose’nin ölümüyle sonuçlanır.

carmen

Uzun sürmesine rağmen güzel müzikler ve etkileyici performanslarla birlikte hiç sıkılmadan izlenebilecek ve hatta bittiğinde yeniden izleme isteği uyandıran bir opera Carmen. Özellikle ‘Habanera’ ve ‘Toreador’ müzikleri ve ikinci perdenin başı çok etkileyici kısımlar. Hareketli hikâye kurgusu, müzik uyumu ve atmosfer sizi içine çekip olayın parçası haline getiriyor. İzlemeyenler ve izlemiş olanlar için Ankara Devlet Opera ve Balesi sezonun ilk yarısında Carmen’i sahnelemeye devam edecek, biletlerin çok çabuk tükendiğini de hatırlatayım.

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s