Egzotik Maddeler, Zamanla Değişen Yasalar ve Anlam Arayışı

Dünya gezegeni üzerinde yaşayan canlıların kafalarını yukarı kaldırıp içinde bulundukları evrenle ilgili sorular sormaya başlamalarının üzerinden çok fazla zaman geçmedi henüz. Bu sorular bize şimdiyle ve geçmişle ilgili çeşitli verileri birleştirebilme olanağı sundu. Şu anda insanların üzerinde bulundukları gezegenle ilgili global etkilerde bulunabildikleri Antroposen Çağını (Antropocene Epoch) yaşamaktayız. Doğanın işleyişindeki temel kuralları çözümleyip onu manipüle ederek yeni aletler geliştirebiliyor ve evrenin içeriği ve temelindeki yasalarla ilgili çıkarımlarda bulunabiliyoruz. Peki, bu ne kadar devam edecek? Sonunda içinde bulunduğumuz bu yapıyı çözebilecek miyiz ya da aşırı fosil yakıt tüketimi nedeniyle iklimsel değişikliklere yol açarak yahut nükleer savaşlar çıkartarak evren tarihinde küçük bir dalgalanma olarak tüm bu bilgi birikimimizle beraber yok olup gidecek miyiz? Cevapları henüz bilemiyoruz.

anthropocene

Gökyüzüne baktığımızda yıldızları, bulutsuları, galaksileri, galaksi kümelerini görebiliyoruz. Fakat çok yakın bir zamanda keşfettiğimiz gibi bu gördüklerimiz evrendeki madde içeriğinin çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Işık saçan ve ışık saçmayan bildiğimiz anlamdaki maddesel yapılar evrenin toplam içeriğinin sadece %4’üne karşılık geliyor. Bunu nereden biliyoruz? Bunu söyleyebilmemizin nedeni bildiğimiz anlamdaki doğa yasalarının (özel olarak gravitasyonun) büyük ölçeklerde geçerli olabilmesi için bilmediğimiz bazı egzotik madde biçimlerinin var olması gerektiğinin anlaşılması.

universe

Galaksilerin dış kısımlarındaki yıldızların dönüş hızlarının ölçülmesinden, galaksileri çevreleyen ve diğer doğa kuvvetlerinden etkilenmeksizin yalnızca gravitasyonun etkisini hisseden ve toplam madde içeriğinin %23’ünü oluşturan bir tür ‘karanlık madde’nin varolması gerektiği sonucu çıkıyor (bu konuda daha önceki bir tartışma için bkz. ‘Karanlık Madde Gerçekten Karanlık mı?’). Evrenin erken dönemlerinden kalma fosil ışınım olan ‘Kozmik Mikrodalga Fon Işınımı’ndan elde edilen verilerden ise evrenin büyük ölçekli geometrisinin düz olması şartı ortaya çıkıyor. Bu da evrendeki madde içeriğinin %73’ünün ‘karanlık enerji’ adı verilen ve çekici olmak yerine itici gravitasyonel etkilere sahip olan bir bileşenden oluşması gerektiği sonucuna karşılık geliyor. Bu ‘karanlık enerji’, tüm evren boyunca sabit olan bir ‘kozmolojik sabit’ ya da yerden yere değişebilen bir skaler alan (quintessence) olabilir.

contents

Bütün bu çıkarımları yaparken ve içinde bulunduğumuz yapıyı anlamaya çalışırken, keşfettiğimiz doğa yasalarının zamanla değişmeyen kendi gerçekliklerine sahip oldukları varsayımını yapıyoruz. Peki, gerçekten öyle mi? Aslında doğa yasalarının zamanla değişmemesi için bir gereklilik yok. Bizim gözleyebildiğimiz zaman aralıkları evrensel ölçeklere göre çok kısa olduğu için bu tür bir yanılgıya kapılıyor olabiliriz. Doğa yasalarının zamanla değiştiği ve bu değişimi üreten süreçlerin ne olabileceğiyle ilgili değişik görüşler mevcut (Time Reborn, Lee Smolin, 2013).

quintessence

Bu görüşler ise temel olarak evrenin başlangıcındaki ‘Büyük Patlama’ ve büyük kütleli yıldızların ölümüyle ortaya çıkan ‘kara delik’ tekilliklerinin (fizik yasalarının açıklayamadığı aşırı yoğun madde bölgeleri) birbirleriyle özdeşleştirilmelerine dayanıyor. ‘Kozmolojik Doğal Seçilim’ (Cosmological Natural Selection) adı verilen yaklaşıma göre içinde bulunduğumuz evrenin başlangıcı olan Büyük Patlama tekilliği aslında başka bir evrendeki kara delik tekilliğine karşılık geliyor ve bizim evrenimizdeki kara delik tekillikleri de başka evrenlerin başlangıç tekilliklerini oluşturuyor. Bu tekillik geçişlerinde de doğa yasalarındaki doğa sabitleri küçük değişikliklere uğruyor ve farklı evrenler için en fazla kara delik oluşturabilecek ve dolayısıyla en fazla evren ortaya çıkarabilecek doğa sabitlerinin avantajlı olarak seçildiği biyolojik seçilime benzer bir doğal seçilim süreci oluşuyor (The Life of the Cosmos, Lee Smolin, 1997). ‘Konformal Çevrimsel Kozmoloji’ (Conformal Cyclic Cosmology) yaklaşımında ise evrenin başlangıç tekilliği başka bir evrenin sonundaki tekillikle özdeşleştiriliyor ve bizim evrenimizin sonundaki tekillik de başka bir evrenin başlangıcına karşılık geliyor (Cycles of Time, Roger Penrose, 2010).

cosmic natural selection

İnsanlık tarihinin pek kısa olan geçmişi düşünüldüğünde evrenle ve olası başka evrenlerle ilgili bu tür düşüncelere ve sonuçlara ulaşılabilinmiş olması şaşırtıcı belki ama temeldeki o soruya, bütün bunların anlamının ne olduğu sorusuna henüz kesin bir cevabımız yok ve belki de hiç olamayacak. Ya da belki de bir anlam arayışı bizim kendi içimizdeki bir yanılgıdan ibarettir. Yine de insan Piet Hein’ın düşüncelerine katılmadan edemiyor; ‘I would like to know, what this whole show, is all about, before it’s out’.

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Egzotik Maddeler, Zamanla Değişen Yasalar ve Anlam Arayışı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s