Görünmeyen Tozlardan Yaşama ve Yağmura

Gözle görülemeyecek kadar küçük toz taneciklerinin nelere yol açabileceğini tahmin etmek çoğu zaman imkânsız olabilir. Etrafımızda gördüğümüz her şey bir zamanlar minicik toz zerreciklerinden ibaretti. Samanyolu galaksisinin kollarından birinde gevşek bir şekilde birikmiş halde bulunan küçük taneciklerden oluşan bir yıldızlararası toz bulutu, yakınlardaki bir süpernova patlamasının yarattığı şok dalgalarıyla kendi içine doğru bir miktar sıkışmıştı. Bu yerel sıkışma uzun zaman içerisinde Güneşi ve etrafındaki gezegenleri oluşturdu. Bu küçük parçacıkların birleşip devasa şeylere dönüşmelerini hayal etmek zor olabilir, ama evrensel ölçekteki zaman süreleri bizim yaşam sürelerimizle kıyaslanamayacak kadar uzun ve sabırlı süreçlerdir.

interstellar dust

Yıldızlararası toz deyince akıllara etrafta gördüğümüz toz yığınlarına benzer şeyler geliyordur belki ama bu bahsettiklerimiz buralarda gördüklerimizden çok daha küçük ve seyrek yapılardır. İşin ilginç yanı ise bu yıldızlararası toz bulutlarında inanılmaz karmaşıklıkta moleküllerin var olduğunun tespit edilmiş olmasıdır. Öyle ki canlılığın temel yapıtaşlarından olan amino asitler ve diğer organik moleküller bu toz bulutlarının içerisinde evrenin derinliklerinde dolaşıyorlar. Dünyadaki yaşam moleküllerinin kaynağı da muhtemelen, bu tozdan oluşmuş olan ve ondan aldıkları organik molekülleri Dünyaya çarparak taşımış olan kuyrukluyıldızlardır. Bu yaşam molekülleri, Dünyadaki denizlerde çözünüp etkileşerek gezegenin 4,5 milyar yıllık tarihini yazmaya başlayacaklardı.

clouds

O kadar uzaklara gitmeye gerek yok, tozlar hâlâ gezegenin yüzeyindeki etkinlikleri belirleyen en önemli etken olmayı sürdürüyorlar. Çöllerden, topraklardan, bitkilerden, hayvanlardan, kayalardan ve insan kaynaklı yapay dumanlardan kaynaklanan tozlar atmosferin yükseklerinde sürekli dolanıp duruyorlar. Bu tozlar olmasaydı muhtemelen hiç yağmur yağmazdı. Atmosferdeki su buharı bu tozları çekirdek olarak kullanıp onların etrafında yoğunlaşarak biriktikçe gökyüzünde gördüğümüz bulutları oluşturur. Tozun ve suyun ağırlığı yeterli miktara ulaştığında da yeryüzüne yağmur olarak düşerler, eğer hava yeterince soğuksa da yere düşmeden donup kar olurlar.

dust

Gezegen yüzeyindeki tozların içeriği hakkında tahminde bulunmak ise epey hayalgücü gerektirir. Yüzeydeki tozların içeriği akla gelmeyecek çeşitlilikte kırıntılardan, bakterilerden, virüslerden, ciğerlerin toza karşı savunma mekanizmalarının iflas etmesine yol açan sigara dumanından diğer yapay zehirli gazlara kadar uzanır. Etrafta dolaşırken aldığınız kokular burnunuza hangi tip tozların gittiğinin habercisidir ve bu konuda seçim yapma şansınız çoğu zaman olmaz. Tozları göremeseniz bile, evrenin derinliklerini ve üzerinde yaşadığınız gezegeni kontrol etmeye devam ediyorlar. Bu konuda daha fazla bilgi için bkz. ‘Tozun Gizli Hayatı, Hannah Holmes’.

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s