Dağ Çilekleri, Keşif Sahili ve Yıldızlar

Haziran ayı geldiğinde dağ çilekleri olur. Bu bilgiyi unutalı epey uzun zaman olmuştu sanırım, ama hiç beklemediğim bir anda kendilerini yeniden hatırlattılar bana. Yaprakların arasında öyle iyi saklanırlar ki onları görmeden geçip gidiverirsiniz yolun kenarından. Bu kez de öyle olacaktı belki, ama o ufacık kırmızılık gizlendiği yerden kendini gösterdi ve yıllar öncesini anımsatan o hevesli dağ çileği toplama saatleri başlayıverdi. O hoş tadı yeniden anımsamak insanda farklı duygular uyandırıyor. Bu minicik çileklerin çok değişik tat ve kokuları vardır, yeterli miktarda toplayıp reçelini de yapabilirsiniz tabii ve o da apayrı bir lezzettir.

Image

Dağ çilekleri genellikle ormanlık bölgelerin kenarlarında, yapraklık ve çalılıkların arasında olurlar. Çok kısa bir süre boyunca meyve verdiklerinden ve kendilerini çok iyi gizlediklerinden onlara rastlama olasılığınız özel olarak aramazsanız oldukça düşüktür. O yüzden bu kez haziran ayını aklımıza kaydettik, bi daha bu bilgiyi unutmak yok. Böyle söylüyorum ama büyük şehirlerin betonlarının arasında bütün bunlar çok çabuk unutuluyor, buraya da yazayım da kaybolmasın.

Image

Dağ çilekleri güzel bir sürpriz olmuştu fakat doğanın bize hazırladığı sürprizler bu kadarla kalmayacaktı. Ormanla denizin birleştiği kıvrımlı yollarda arabayla ilerlerken denizin içindeki kocaman kayalıklar gözümüze çarptı. Sonra kayalıklar kayboldu ama yolun kenarından aşağıya doğru inen bir toprak yol gördük ve merak edip devam ettik. Yolda biraz ilerledikten sonra gördüğümüz manzara inanılmazdı. Tepenin yukarısından bomboş ve upuzun bir sahile doğru bakıyorduk, bu görüntüyü ilk gördüğüm an öyle farklı bir mutluluk hissiyle doldum ki bunu hiç unutamam sanırım. Yeni bir adayı keşfeden bir kâşifin hissettiği şeyleri anlamaya yakın duygulardı galiba ve sonrasında buraya bir isim de verdik tabii; ‘Copabondi’.

Image

Sahildeki farklı boyutlardaki ve renklerdeki taşları incelemek, deniz kabuklarını toplamak, o deniz kokusunu duymak, üstelik bütün bunları etrafta kimseler yokken yapmak çok güzel bir deneyimdi. Sonra sahilde bir grup martı olduğunu fark ettik, diğerleri kenarda beklerken bir tanesi denize doğru havalanıp geri geliyor ve sırayla bunu her biri tekrar ediyordu. Bizi görünce uçup gittiler, yalnızlıklarının bozulmasından rahatsız olmuşlardı sanırım. O sahilden geri döndüğümüzde eskisinden farklı insanlara dönüşmüştük galiba, bu keşif insanın etrafındaki yaşama bakışını değiştiren bir deneyim olmuştu bizim için.

Image

Tabii bizi bekleyen başka sürprizler de vardı. Bu kez bilindik yerlerde geziyorduk ama bu, beklenmedik şeylerle karşılaşmaya engel değil. Kalafat sahiline gitmek ve ‘Ezzini di Calafatto’ ile karşılaşmak oldukça eğlenceli ve bellekte yer eden anlardandı. Bunun ne anlama geldiğinden daha fazla bahsetmeyeceğim, sadece buraya not düşüyorum o kadar.

Image

Bir de gökyüzünü gözlemledik. Kuğu takımyıldızının en parlak yıldızı Deneb’i, Çalgı’daki Vega’yı, parlak Altair’i ve Çoban’ın Arcturus’unu gördük. Fakat bize bu kadarı yetmezdi elbette, Samanyolunu da görmek istiyorduk, ama Ay dolunaya çok yakındı ve bu, bir süre Samanyolunun kendini bize göstermeyeceği anlamına geliyordu. Bütün bunlardan sonra aklıma gelen ilk şey şu oldu; dünyada bu kadar çok güzel şey varken, insanların kendilerini betonların arasında havasız bırakıyor olmaları ne yazık.

 

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s