Betelnut ve Mongongo ya da Tayvan ve !Kung San

Yaklaşık iki buçuk yıl kadar önce Güneydoğu Asya’daki ilginç bir bağımlılık yapıcı alışkanlıktan haberdar olmuştum. Hindistan, Çinhindi yarımadası, Tayvan, Filipinler, Endonezya ve Yeni Gine zincirinde çok yaygın olan bu alışkanlık Areca ceviziyle ilgiliydi. İnsanlar sadece bu bölgede yetişen Areca cevizi denen bir meyveyi Betel bitkisinin yaprakları arasına sarıp çiğniyorlardı. Bunun sonucunda ağızları kırmızı-kahverengi bir renge bürünüyor ve ağızlarındaki sıvıyı sürekli yere tükürüyorlardı. Areca ceviziyle Betel yapraklarının birleşimi Betelnut olarak adlandırılıyor ve bu geleneğin 4000 yıla kadar uzanan bir geçmişi olduğu söyleniyor. Yapraklara sarılmış cevizleri insanlar kendileri hazırlıyor ya da sokak pazarlarından satın alabiliyorlar. Bu kadar popüler olmasının nedeni tabii ki bağımlılık yapıcı etkisi. Sadece bununla kalsa problem değil ama bu bileşimin kanserojen etkileri olduğu ortaya çıkmış ve bazen çiğnemeden önce içine kireç tozu da katılıyor.

betelnut

Tayvan’da ise olayın başka boyutları da var. Betelnut’ları satın alabileceğiniz yol kenarlarına dizilmiş minik dükkânlar dikkat çekici ölçüde fazla. Üstelik buralardaki betelnut’lar ‘Betelnut Beauty’ler tarafından hazırlanıyor ve satılıyorlar. Betelnut Beauty nedir diye sorarsanız da bunlar mini etekli, güzel giyimli genç kızlar oluyor tabii ki (Çincesi ‘bīnláng xīshī’ ve bu isimlendirme Çin tarihinin dillere destan güzeli Xīshī’nin isminden geliyor). Böyle olunca da buralarda pek müşteri sıkıntısı olmuyor elbette. Bu konuyla ilgili tartışmalar değişik açılardan sürüp gidiyor, kötü niyetli yorumlar olduğu gibi olaya iyi açıdan bakanlar da var. Gerçek durumun ne olduğunu ise ayrıntılarıyla bilemeyeceğim ama bağımlılık, genç kızlar, güzel mekânlar ve işçi sınıfı bir araya gelince ortaya büyük bir sektör çıkıyor tabii.

betelnut beauty

Peki bütün bunları ben nereden hatırladım şimdi. Aslında çoook öncelerden öğrendiğim ve fakat sonra unuttuğum bir şey yeniden karşıma çıktı da ondan. Afrika’daki Kalahari çölünde yaşayan ve tarım ve devamındaki sanayi toplumlarının vahşi rekabetçi ortamından uzakta barışçıl bir avcı-toplayıcı yaşamı süren !Kung San’ların temel besinleri olan Mongongo fıstıklarını tekrar anımsama fırsatım oldu (Burada bir parantez açalım. !Kung San ifadesinin başındaki bu ‘!’ işareti de ne oluyor? Bu işaret bu arkadaşların konuşma dilinde bulunan ve dilin önce sıkıca üst damağa bastırıldıktan sonra hızla aşağıya vurulmasıyla çıkan şaklama sesi için kullanılıyor, sesli olarak yapmak isterdim ama buradan zor tabii. Bir de bunların komşuları olan G/wiler var, buradaki ‘/’ işareti de dilin önce ön dişler arkasına yerleştirilip sonra hızla bırakılmasıyla çıkan “cık” sesini temsil ediyor, yaa işte böyle).

!kung san

Bu !Kung San’lar da kim derseniz, muhtemelen onları daha önceden görmüş olma ihtimaliniz var. Çünkü ‘Tanrılar Çıldırmış Olmalı (The Gods Must Be Crazy)’ filmlerinde oynayanlar bizzat !Kung San’ların ta kendileriydi. Peki bu Mongongo fıstıkları da ne oluyor? Çölde ve kumda yetişen, pek besleyici ama kabuğu biraz sert olan bir tür fıstık. !Kung San’lar bu fıstıkları pek severler, sevmeleri de boşuna değil tabii, günde yaklaşık 300 tane fıstık yerler ki bu da yaklaşık bir kilo pirince eşit kalori ve yarım kilo sığır etine eşit protein demek. E böyle olunca da pek akıllı bir antropolog bunları ziyarete gidip de “Neden toprağı ekmiyorsunuz?” diye sorunca verdikleri cevap şu olmuş “Dünyada bu kadar çok mongongo fıstığı varken neden toprağı ekelim!”. Bu kadar çok fıstık yemelerine rağmen binlercesi de yerde çürüdüğüne göre mantıklı bir cevap. Yalnız bu bitkinin bir dezavantajı var, ektikten yaklaşık 25 yıl sonra ancak meyve veriyor, zahmetli iş yani. Bir de Mongongo fıstıklarının kabuklarının sert olduğundan bahsettim, yumuşaması için biraz ısıtmak gerekiyor, !Kung San’ların bunun için de bir çözümleri var; fillerin fıstıkları yemesini bekliyorlar, sindirilmeden çıkan fıstıkları filin dışkısından topluyorlar, filin içinde fıstıklar yeterince ısınmış oldukları için rahatça kabuklarından ayrılabiliyorlar, azimlerini takdir ettim şimdi.

mongongo

Ben böyle bir sürü gereksiz bilgiyle uğraşırken millet de ‘Mezoamerican Long Count’un sonu geldi diye histeriye kapılıyor ki o bence fil dışkısından fıstık yemekten daha garip bir mevzu.

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Betelnut ve Mongongo ya da Tayvan ve !Kung San için 3 cevap

  1. dib dedi ki:

    gerekmeyen durumlarda gereksiz bilgileri okumak eğlencelidir ama :)
    nerede olursa olsun bir şekilde kafasını güzelleştirme isteği var insanoğlunun sanki. bir de, türkçesinin de cevizli birşeylere denk gelmesi hoşuma gitti benim. hindistan cevizinin dışı nargile niyetine, areca cevizi çiğnemeye (bazen kafam çok saçma ayrıntıları birleştiriyor..)

    onlar pek kabul etmese de “!” gibi bir sesi isviçreliler de kullanıyor, almancadaki artikelin diyalektte kısaltılmış hali olarak.

    • 희망 dedi ki:

      Kafayı güzelleştirmek iyidir tabi de bu betelnutları çiğnemek dişlere de epey bir zarar veriyor sanırım, çünkü bunu alışkanlık haline getirenlerin dişleri genelde dökülmüş oluyor.

      Böyle garip sesler içeren dilleri severim ben, o yüzden !Kung San’lara kanım ısındı, hem de avcı-toplayıcılar zaten, sırtlarında oklarıyla çayırlarda gezip duruyorlar :)

  2. Mikal Zia dedi ki:

    Gerçekten de 25 yılda meyve veriyor, üstelik bir de çok fazla var öyle mi? kendiliğinden mi yetişiyor acaba yoksa özellikle ekiliyor mu?

    Her memlekette var aslında böyle kafayı dağıtmak için bitkilerden yapılan yerel yiyecek içecekler. Şehirliler stresli ondan içiyor da, !Kung San’lara ne olmuş acaba neden kafayı çekiyorlar :D Bir de sabırla önce file yedirip sonra ondan çıkmasını bekliyorlar falan. İlginç ama sevdim :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s