Go – Yaşam ve Ölüm Oyunu

Go, oldukça basit kuralları olmasına rağmen çok farklı stratejilere yol açabilen ilginç bir oyun. 19×19’luk karelerden oluşan bir tahtada siyah ve beyaz yuvarlak taşları bu karelerin kesişim noktalarına sırayla koymaktan ibaret olan bu oyunun kökenleri 2500 yıl öncesinin Çin’ine dayanıyor, ancak daha eski olduğuna dair söylentiler de var. Oyunun esas amacı kendi taşlarınızla tahtanın belirli bölgelerinin etrafını çevirerek alan kazanmaktan ibaret. Daha fazla alan çeviren oyunu da kazanıyor. Diğer tahta oyunlarının aksine önce taşları dizip sonra onları ortadan kaldırmaya çalışmak yerine Go’da oyun boş tahtayla başlıyor ve oyun ilerledikçe tahta doluyor, yapılacak hamle kalmadığında da bitiyor. Toplam 181 siyah ve 180 beyaz taş bulunuyor ve bunlar Go kâselerinin içinden alınarak oynanıyor. Taşlar bir kez tahtanın üzerine konulduğunda bir daha başka bir konuma hareket ettirilemiyorlar.

Go oyununun temel olarak sadece iki kuralı bulunuyor. Birinci kural serbestlik kuralı olarak adlandırılıyor. Buna göre tahta üzerinde bir taşın bulunmaya devam edebilmesi için kendisinin ya da ona bitişik olan kendi tarafından olan taşların en az bir açıklığa sahip olması gerekiyor. Yani taşın etrafındaki dört noktadan en az biri boş olmalı ya da bitişiğindeki kendi tarafından olan taşlar için bu geçerli olmalı. Hiçbir açıklığı kalmayan taş, rakip tarafından yutulmuş oluyor ve tahta üzerinden kaldırılıyor. İkinci kuralsa ‘ko’ kuralı olarak adlandırılıyor. Buna göre daha önce tahta üzerinde gerçekleşmiş olan bir pozisyonu tekrar aynı şekilde yaratacak bir hamle yapmak yasak. Bunun nedeni de bu şekilde bir hamle yapılırsa oyunun sonsuz bir döngüye girme ihtimalinden kaynaklanıyor. Tahta üzerinde en az bir açıklığa sahip taşlar yaşıyor kabul edilirken açıklığı kalmayan taşlar ölü sayılıyorlar. Genel oyun stratejisi köşelerden oyuna başlayıp alan çevirmeye çalışmak ve bu şekilde ilerlemek olsa da Go için çok farklı sayıda ve karmaşık stratejiler geliştirilmesi mümkün olabiliyor.

Yapılacak hamle kalmadığında ve oyun bittiğinde siyah ve beyazın çevrelediği alanlar sayılıyor ve fazla alan çevreleyen oyunu kazanıyor. Go oyunuyla ilgili ilginç atasözlerine rastlamak da mümkün. Mesela ‘hızlı oynayan hızlı kaybeder’, ya da ‘merdivenleri anlamazsan Go oynama’ (burada kastedilen merdivenler Go oyunundaki özel çapraz hamleler). ‘Taşlarını bağlantılı tut’ ya da ‘Düşmanının anahtar noktası senin anahtar noktandır’. Go, belki de en basit oyunlardan biri olmasına rağmen hamlelerin getirebileceği sonuçlar açısından da en karmaşık oyun olduğu da söylenebilir. Ayrıca Go, yok ederek değil inşa ederek kazanmaya dayanır. Hatalarınızdan yola çıkarak oyunu daha iyi öğrenmeniz mümkündür, çünkü bir kez taşınız öldüğünde ya da geniş bir alan kaybettiğinizde bunun nedenini kolayca unutmazsınız. Go, orijinal biçimiyle hâlâ oynanmaya devam etmekte olan en eski oyundur.

Go’nun temel kurallarından bahsetmeme rağmen basit temel hamlelerinden burada hiç bahsetmedim. Çünkü bunları öğrenmek kolay olmasına rağmen sayıları biraz fazla, o yüzden öğrenmek isteyenler Go öğreten sitelere ya da kitaplara başvurabilirler. Temel hamleler, taktikler ve stratejiler öğrenilmesine rağmen başlangıçta ancak rastgele oynarak oyuna alışmak mümkün olabiliyor. Öğrenilen taktiklerin uygulanması daha sonraki evrelerde kendini geliştirmekle sağlanıyor. Mesela bir ‘ko savaşı’ yapmak yeni başlayan birisi için biraz zorlayıcı olabilir.

Bir de Kore’de oynanan Go’nun değişik bir versiyonu varmış. Korece’de Go oyunu ‘baduk’ olarak adlandırılıyor. Bunun değiştirilmiş versiyonu olan ‘flower baduk’ ise dört renkten oluşan taşlarla oynanıyor. Bunun ayrıntılarını bilmiyorum ama uygun bir zamanda biraz incelemeyi düşünebilirim sanırım.

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Go – Yaşam ve Ölüm Oyunu için 2 cevap

  1. canlina dedi ki:

    Dizilerde falan karşılaşmıştım ilginç bir oyunmuş.Kurallarını bilmek de hoş oldu.Şu aralar daha tembel işi fazla düşünülmeden oynanan oyunları oynasam da bu tip oyunları çok iyi bilip oynamak çok zevkli olurdu.Ellerine sağlık^^

  2. denizborulcesi dedi ki:

    Merhaba,
    üniversiteye başladığmda abimle merak sarmıştık bu oyuna. Bu oyunun tek sorunu oyunu anlatmanın zor oluşu. Oyun kutusunun içinden çıkan kitapçığı defalarca hatim ettim, go ile ilgili internet siteleni sık kullanılanlardan ayırmadım ancak bi türlü oyuna başlayabileceğim seviyede hakim olamadım. Bu oyunu mutlaka bilen birinden uygulamalı öğrenmek gerekiyor sonucuna vardım da…. sözkonusu oyunu adı bile bilinmezken ben tabil ki bilen birini nereden bulamadım. Benim go serüvenim de böyle. Belki bi gün bir guru “gel dostum senle go oynayalım” der de bişeyler kaparım..

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s