Bir Kore Filmi ve İki Japon Animesi

Bu aralar izlediğim bir Kore filmi ve iki Japon animesinden bahsedeceğim. Sevimli, sakin ve yer yer güldüren bir Kore filmi ‘Someone Special’, eski zamanlardan hoş bir Studio Ghibli animesi ‘Only Yesterday’ ve Makoto Shinkai’nin son görsel şaheseri ‘Hoshi wo Ou Kodomo’.

Someone Special – Aneun Yeoja – 2004

Bu filmle ilgili söylenebilecek ilk şey sanırım başrol oyuncusunun Jeong Jae-yeong olduğunun belirtilmesidir. ‘Welcome to Dongmakgol’, ‘Castaway on the Moon’ ve ‘Going by the Book’ filmlerindeki performanslarını görenler bunun da keyifli bir film olduğunu tahmin edeceklerdir. Tabii buradaki senaryo diğerlerindekiler kadar özgün olmasa da hoş ve eğlenceli bir filmdi. Kore romantik komedileri gerçekçilikten çok gülmek ve keyif almak için izlenmeli zaten. Başrollerin iyi oyunculuğu ve bazı komik sahneler bu sakin ve sevimli filmi izlenebilir kılıyor. Gerçek aşkı arayan bir beyzbol oyuncusu ile onu küçüklüğünden beri tanıyan bir kızın hikâyesi anlatılıyor temel olarak. Ayrıca ‘Going by the Book’u anımsatan bir soygun sahnesi de vardı, bunun yanı sıra elektrik direklerinin elektrikten başka şeyler ilettiğini de öğrenmiş olduk. Bu filmi izledikten sonra düşündüm de Kore dizi ve filmlerinde ideal aşk, mükemmel sevgi gibi kavramların sıklıkla işleniyor oluşunun nedeni gerçek toplumsal yaşamlarında bunun kıyısından bile geçen durumların hiç varolmaması sanırım (sanki başka yerde var mı orası da ayrı tabii).

Only Yesterday – Omohide Poro Poro – 1991

Isao Takahata’nın yönettiği bu anime, animelerde pek karşılaşılmayan gerçekçi bir senaryoya sahip. Başlangıçta kadınlara yönelik bir hikâye olarak düşünülmüş ama sonrasında büyük kitleler tarafından da ilgi görmüş. 27 yaşındaki Taeko’nun akrabalarını ziyaret etmek için köye gidiş yolculuğunu izliyoruz. Bu yolculuk aynı zamanda onun için geçmiş anılara olan bir yolculuğa da dönüşüyor. Çocukluğunda yaşadığı, okulda ve aile içinde geçen tatlı ve tatsız hatıralarına şahitlik ediyoruz. Yetişkinlik dönemindeki görüntüler daha gerçeğe yakın bir izlenim verirken, çocukluk dönemi anime tarzına daha yakın bir havada geçiyor. Çok güzel manzara görüntüleri ve bunlara eşlik eden Macar ve Bulgar halk müzikleri de izleyenlere keyifli anlar yaşatıyor. Bu sevimli ve hoş animeyi izlemek güzel vakit geçirmenize yardımcı olabilir.

Children Who Chase Lost Voices From Deep Below – Hoshi wo Ou Kodomo – 2011

Makoto Shinkai’nin son animesi olan ‘Hoshi wo Ou Kodomo’, yönetmenden beklendiği üzere yine görsel özellikleriyle ön plana çıkıyor. Olaylar baştan sonra mükemmel manzaralarla örülmüş bir atmosferde geçiyor. Konunun kendisinden çok görüntülerin beni etkilediğini ve kimi zaman ağzımı açık bıraktığını söylemeliyim. Asuna isimli küçük bir kızın kendisine ait bir alıcı yardımıyla bazı garip sesleri dinlemeye çalışmasıyla başlayan anime daha sonra Morisaki-sensei ile birlikte Agartha isimli yer altı dünyasına yolculuklarıyla devam ediyor. Hikâyenin bazı kısımlarında Miyazaki animelerinden esinlenmeler olduğunu hissetmek mümkün. Zaten görsellik hikâyenin önüne geçtiği için, bu görüntülerle arka planda ne anlatılsa izlenir. Bir de kapı bekçilerinin ismi olan Quetzalcoatl dikkatimi çekti, bu esasında Orta Amerikan Aztek mitolojisindeki ‘tüylü yılan’ın ismidir, ikisi arasındaki bağlantıyı pek kuramadım açıkçası. Her neyse, bu anime sırf o mükemmel görüntülerin verdiği hissi yaşayabilmek için bile izlenmeli.

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Kore Filmi ve İki Japon Animesi için 2 cevap

  1. dib dedi ki:

    esinlenme var di mi?? :)
    izlemediğime pişman olmama sorusu… bir heves fragmanını izleyip soğumuştum bu nedenle children who chase lost voices from deep below’dan. oysa adı ne kadar güzel ,ya da belki de ben ne kadar önyargılı olabiliyorum :)
    bir de şöyle birşeye denk geldim geçenlerde, her türk gibi sevindim aa bak türkiye geçiyor, istanbul diyo diye sevindim o sondaki alakasız şirket adını duyana kadar

    • 희망 dedi ki:

      Özellikle Prenses Mononoke’ye oldukça benzer taraflarının olduğu söylenebilir. Konu biraz daha özgün olsaydı bu görsellikle birlikte çok güzel bir başyapıt olabilirdi, yine de kendini izletiyor ben beğendim.
      O videoyu ben de görmüştüm, kısacık ama çok güzel bir anime havası verilmiş. Zaten o şirketin reklamı söz konusu olmasaydı muhtemelen böyle bir şey yapmak Makoto Shinkai’nin aklına bile gelmezdi :)

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s