Asya Sporunda Kore-Japon Rekabeti

Spordaki rekabet her zaman sadece mücadelelerin kendisiyle ilgili olmaz. Çoğunlukla tarihsel ve kültürel arkaplanlar bu rekabeti etkileyen ve kuvvetlendiren nedenler içerirler. Eğer spordaki güç dengeleri de birbirine yakınsa bu durum zaman geçtikçe şiddetlenen bir çekişme ortamının oluşmasına yol açar. Japonya ve Güney Kore arasındaki spor rekabeti de bunun en iyi örneklerinden birisi olarak görülebilir. Bu iki ülkenin genellikle birbirlerine düşman olarak geçmiş uzun bir tarihleri var elbette ama güncel rekabeti ateşleyen en önemli faktörün 1910-45 yılları arasındaki tüm Kore yarımadasını kapsayan Japon işgali olduğu söylenebilir. Bu yakın geçmiş, Korelilere kendilerini ispatlama, Japonlara ise her zaman üstün olduklarını gösterme motivasyonu sağlıyor.

Her iki ülkenin de kendi geleneksel sporları var tabii. Bu sporlarda pek rekabet olmuyor, çünkü herkes kendi sporunda üstün oluyor zaten. Koreliler Taekwondo ve Ssireum (Kore güreşi) konusunda iddialıyken Japonlar da Judo ve Sumo güreşinde söz sahibiler. Gerçi yakın zamana kadar Sumo’da Haru Basho ve Hatsu Basho şampiyonluklarını kimselere bırakmayan ünlü yokozuna Asashoryu bir Moğoldu ama yine de bu Japonların ağırlığı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Rekabetin esas merkezi tabii ki en önemli kitle sporu olan futbol. Asya turnuvalarında ve dünya elemelerinde sık sık karşılaşan Japonya ve Güney Kore’nin mücadeleleri dünyanın meşhur kulüp derbilerini aratmayacak gerilimde geçer her zaman. Takımların güçleri birbirine çok yakın olunca da bu kaçınılmaz bir sonuç oluyor tabii. Bu ikisinin ilk karşılaşmaları da 1954 Dünya Kupası elemelerine rastlıyor. Dönemin Güney Kore başbakanı, işgalden yeni kurtulmuş olunan bir zamanda düşman ülkeyi temsil eden Japon futbolcuların Kore toprağına ayak basmalarına izin verilemeyeceğini söylüyor. Ancak iki eleme maçının da Japonya’da oynanmasına ek olarak bir şartla futbolcuların bu elemeye katılmasına izin veriyor; ‘kaybedecek olursanız kendizi denize atmaya hazır olun’. Bu tehdit sonucunda da tabii Güney Kore ilk maçı 5-1 kazanıp ikincisinde de 2-2 berabere kalarak istediğini alıyor. Günümüzdeki rekabet de bundan aşağı kalır şiddette değil.

Benzer bir gerilimin yaşandığı başka bir alan da beyzbol. Amerikan kültür hegomonyasının bu iki ülke üzerindeki etkisinin en belirgin biçimde görüldüğü yer olan beyzbol çılgınlığı, Kuzey Amerika dışında dünyanın başka bir yerinde pek rastlanmayan bir durum. Öyle ki Japonya’da beyzbol, futbolun dahi önüne geçip bir numaralı spor olmuş durumda. Dünya Beyzbol Klasiklerinde bu iki ülkenin karşılaşması her zaman yüksek gerilim anlamına geliyor. Yakın zamanda Kore’nin kazandığı bir maçtan sonra oyuncuların beyzbol sahasındaki toprak kısma kendi bayraklarını dikmesi yine tarihsel referanslı tartışmalara yol açmış. (bilen bilir, Graeme Souness’ın kulakları çınlasın, yoksa Ulubatlı Souness mı demeliydim :) )

Bir de son zamanlarda ortaya çıkmış olan buz pateni rekabeti var. Güney Kore’den Kim Yuna’nın ve Japonya’dan Mao Asada’nın yaklaşık aynı zamanlara denk gelen yüksek performansları, hazırda bekleyen gergin bir rekabet ortamı oluşmasının şartlarını kolaylaştırıverdi. Bunun verdiği etkiyle sporcuların birbirleri hakkında açıklamalar yapmaya başlaması da ortalığı yine toz dumana çevirdi. Yine de sporun yapısı itibarıyla çok sert bir rekabet olduğu söylenemez.

İki ülkede de teknoloji gelişimi üst seviyelerde olmasına rağmen buna dayanan sporlarda rekabet ortamı pek yok. Örneğin motorsporlarında Japonya’nın Kore’ye oranla belirgin bir üstünlüğü bulunuyor. Uzun yıllardır Japonya’da Formula 1 yarışları düzenleniyor (öncesinde Fuji ve şimdilerde Suzuka pistlerinde). Buna ek olarak iki rakip şirket Honda ve Toyota belirli bir dönem F1 takımlarıyla da varlıklarını gösterdiler. Ancak 2009 sonrasında Honda yerini Brawn GP ve ardından Mercedes’e bırakırken, Toyota’nın yerini de Sauber devraldı. Ayrıca Takuma Sato ve Kamui Kobayashi gibi isminden söz ettiren pilotlar yetiştirmeyi de başardılar. Kore’nin ise sadece iki yıllık bir yarış pisti var ve hiç pilotu bulunmuyor. Moto GP’de ise Japon üstünlüğü daha da yüksek seviyelerde.

Fakat Korelilerin üstün olduğu bir teknolojik spor da var. Aslında tam olarak spor olduğu söylenemez ama en azından isimlendirilmesi öyle; e-sports. Kore’de bilgisayar oyunları çok geniş çaplı mücadelelerin düzenlendiği bir sektör haline dönüşmüş durumda. Özellikle StarCraft oyunuyla ilgili profesyonel yarışmalar düzenleniyor ve izleyicilerin sayısı o kadar yüksek oluyor ki durum nerdeyse çılgınlık boyutlarında denilebilir. Örneğin Busan’da yapılan bir turnuvayı tam 100,000 kişi izlemiş. Başka ülkelerden yarışmacılar olsa da genelde kazanan Koreliler oluyor. Bu da pek şaşırtıcı sayılmaz, çünkü bu işi yapan Koreliler aylar boyunca başka hiçbir şey yapmadan sadece oyunlara konsantre olarak yaşıyorlar.

Spordaki rekabet ortamı bir açıdan bakıldığında eski gerilimlerin daha rafineri bir hale dönüşmesini sağlasa da başka bir açıdan da rekabetin kızışmasının bu husumeti şiddetlendirdiği durumlar da oluyor. Dolayısıyla bunun olumlu yönde bir gelişim mi yoksa olumsuz yönde bir gelişim mi olduğu tartışılır.

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Asya Sporunda Kore-Japon Rekabeti için 9 cevap

  1. Mikal Zia dedi ki:

    Beyzbolun Asyalılar arasında popüler olduğunu eski anime ve filmlerde bile rutinlerinden biriymiş gibi oynadıklarında farketmiştim…Tabi bizim futbolu benimsediğimiz gibi benimsediklerini görünce beyzbolun kökeni hakkında soru işaretleri oluştu kafamda.Acaba dedim Asya’dan çıkmış olabilir mi bu spor.Ama alakası yokmuş…Sanırım İkinci dünya savaşından itibaren altı üstü bir kaç yılda ne kadar şey alabiliyorlarsa almışlar Amerika’dan…İngilizce kelimeler, beyzbol, golf, moda, müzik, sinema…Özellikle 1945’ten günümüze kadar olan sürede çekilen jidaigeki türünde olmayan filmlerde tıpkı bizde olduğu gibi onlarda da bir aşırı batılaşma olduğu rahatça gözlemlenebiliyor.Globalleşme mi desem yoksa iyi pazarlama mı bilemiyorum (:
    Konudan çok saptım ama beni en çok heyecanlandıran spor, sürat pateni oldu…Aradaki çekişme, süratleri ne kadar artarsa o kadar iyi gözlemlenebiliyor sanırım :p
    Take Off’u izlerken Ski Jumping dedikleri kayakla atlayış ta kalp atışlarımı epey hızlandırmıştı…
    Bir de o bayrak dikme olayları falan hiç hoş olmamış.Aslında Koreliler ve Çinliler Japonlara ne yapsa haklı, az uğraşmadılar işgal sırasındaki sadistlikleriyle ama yine de başka işgalci güçlere karşı koymadıkları tepkiyi sadece komşularına gösterince pek samimi durmuyor bu milliyetçilik sayılabilecek hareketleri.
    Ve eline sağlık.Güzel bir yazı olmuş yine.

    • 희망 dedi ki:

      Beyzbolun bu kadar popüler olması bana hep garip geliyor, o kadar çekiciliği olan bir spor da değil, Amerikan kültürünün pazarlanmasından başka bir açıklaması olamaz bunun bence.
      Sürat pateni bence de en heyecanlı sporlardan birisi, özellikle yarış sonlarında çok büyük heyecan olabiliyor.
      Bayrak dikme meselesi tabii sembolik bir şey, çok da abartmamak lazım, sporun bu tür yerlere kayması pek hoş olmuyor ama ister istemez bu durum gerçekleşiyor galiba.

  2. Ben Japonya ile Kore arasındaki rekabetin bu derece deli boyutta olduğunu ve beyzbolun bu ülkelerde bu kadar yaygın olduğundan habersizdim.Öğrenmiş oldum ama beyzbolun buralarda geniş kitleler tarafından sevilmesine de hiç anlam veremedim.Uzak doğulular gerçekten çok ilginç yahu.Kültürlerimizi koruyalım,birbirimizle üstünlük mücadelesi verelim ama Amerika ne derse kabul edelim,hemen ülkemize kabul edelim mantıkları çok ilginç.Ben Türkiye bu konuda hiç iyi bi yere gitmiyor derken Japonya ve Kore baya baya “küçük Amerika” olmuş.Hayırlı olsun ne diyelim :D
    Yazının ilgimi çeken diğer tarafı da Japonların F1’deki üstünlüğü.Büyük bir Kobayashi taraftarıyımdır da ben :D Şans verilirse çok iyi şeyler yapabileceğini düşünüyorum. Kore’nin F1 pistini de hiç sevmediğimi ek parantez açarak belirteyim.
    Yazı yine çok bilgilendirci olmuş,ellerine sağlık.

    • 희망 dedi ki:

      Japonya ile Korenin rekabeti epey ileri düzeylerde, bir de son zamanlarda buna Kuzey Kore’nin futboldaki başarısı da eklenince işler iyice karışmaya başladı. Mesela Kuzey Kore bayrak ve marş krizi nedeniyle kendi sahasında Güney Koreyle maç yapamıyor, tarafsız saha Çin’de oynuyorlar.
      Amerika’nın Doğu Asya üzerindeki kültürel etkisi esasında ikinci dünya savaşı sonrasındaki askeri varlığına dayanıyor. Ekonomik açıdan da desteklenince ‘küçük Amerika’ya dönüşmek işten bile olmuyor.
      Kobayashi’yi ben de severim, yenetekli bir pilot, yakın zamanda podyum görebileceğini düşünüyorum.

  3. dib dedi ki:

    macera olsun diye kuzey koreye gitmeyi düşünen insanlar tanıyorum, fantastikleşti artık adamların yaptıkları
    spora konusunda ise kore kısmını bilemiyorum ama softball da çok popüler japonyada, yukarıda beyzbol için bahsettiğiniz gibi nedenleri muhtemelen, zaten oyun da çok farklı değil bana göre -ya da oyunu bilmeyene göre diyeyim-

  4. dib dedi ki:

    bir de, güney-kuzey korenin (nereden estiğini bilmiyorum ama) olimpiyatlara beraber girme denemesi de sempatik bir girişimdi sanki

    • 희망 dedi ki:

      Kuzey Kore’nin durumu fantastiklik sınırlarını da aştı, bir ara gazeteciler bile Kuzey Kore’ye girdik neler neler yaşadık diye haber yapıyorlardı. Ama güneyle kuzey arasında sportif rekabet pek yok aslında, esas rekabet politik anlamda, birbirleriyle tarafsız sahada oynamalarınn nedeni de bu. O yüzden olimpiyatlara birlikte katılmaları pek zor olmasa gerek, hatta Japonya-Güney Kore dünya kupası sırasında birkaç maçın kuzeydeki stadlarda oynanması teklifi getirilmişti de önce kuzeyliler bunu kabul etmiş sonra vazgeçmişlerdi, şimdi bir sürü turist gelir başımıza iş açarlar diye korktular heralde :)
      Softbol da beyzboldan türeme bir oyun ve neredeyse onunla aynı denilebilir, ikisinin farklı spor olarak kategorize edilmesi anlamsız bence.

      • dib dedi ki:

        çok turist, bu kadar çok turiste ayrı ayrı rehber verme zorunluluğu..nüfusu yetmeyebilirdi kuzey korenin.
        (galiba beraber katılmanın iptali de politikacılardı?)

        curling misali softball da zamanında olimpiyatlara dahil olduğundan vardır benim bilmediğim bir kerameti diye baktığım sporlardandı ki çıkarttılar zaten artık onu

      • 희망 dedi ki:

        Hem nüfus yetmez hem de bunlar fotoğraf motoğraf çekerler rahat durmazlar, ülke kontrolden çıkabilir dikkat etmek lazım :)
        Softbolun olimpiyatlardan çıkarılması çok yerinde bir karardı, yerine rugby sevens ve golf alındı, golfü anlamış değilim ama rugby iyidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s