Üç Kore Filmi ve Sıradışılığın Çekiciliği

Kore filmlerinin önemli bir kısmının kendine özgü senaryolara sahip olmaları, ilgi çekmeleri açısından önde gelen bir özellik. Ancak bazı durumlarda bu filmlerde, anlatılan ana hikâyenin yanı sıra bir miktar arka planda kalan nitelikler de bu çekiciliğin oluşmasına katkıda bulunabiliyor. Daha doğru bir şekilde söylemek gerekirse, karakterlerin bazı sıradışı nitelikleri filmlere fazladan özellikler katabiliyor. Yani o nitelikler olmadan da o filmler yine orijinal senaryoya ve dolayısıyla izlenebilirliğe sahip olabilirdi, ancak bunların varlığıyla birlikte filmler, farklı ve kendine özgü bir karaktere sahip olma özelliklerini pekiştiriyorlar. Bununla demek istediğimi açıklayabilmek için üç tane oldukça beğenilmiş ve farklı senaryolara sahip Kore filmi seçtim ve bunların arka planlarındaki bazı ortak özelliklerin o filmleri nasıl çekici kılmış olabileceğinden bahsetmek istiyorum.

Welcome To Dongmakgol웰컴투 동막골Dongmakgol’e Hoşgeldiniz

Bu filmin temel konusu savaşın anlamsızlığıyla ilgili. Ya da savaşın bizzat içerisinde bulunan kişilerin aslında savaşın kendisiyle pek de alakaları olmadığıyla. Çıkar çatışmalarının arasındaki piyonların kullanımı da diyebiliriz tabii. Savaştan haberdar olmayan köylüler ise çatışmasız bir hayatın biraz (belki de fazla) mükemmeliyetçi bir görünümüne karşılık geliyor. Köylülerin sahip oldukları temel özellikleri ise naiflikleri, dış dünya hakkında bilgi sahibi olmamaları ve sadece kendi dünyalarındaki bilginin yeterli olduğu, sıradan ve mutlu bir yaşantıya sahip olmaları. Tabii bu sıradanlık aslında biraz yanıltıcı. Çünkü günümüzde bu tür dış dünyadan izole bir durum aslında sıradışılığa karşılık geliyor, böyle bir durumu elde edebilmeniz için bilinçli olarak dışarıdan gelen veri bombardımanını reddetmeniz gerekiyor. Köyün içindeki en özel karakterse köyün delisi. Bu, sıradışı köyün içinde bile sıradışı kalan bir naiflik durumu. Yani o küçük dünya hakkındaki bilgi de oldukça azalmış durumda. Dolayısıyla, sadece doğanın kendisi köyün delisi için bir mutluluk kaynağı olabiliyor. Filmdeki en mutlu karakterin köyün delisi, daha sonra köylüler ve en mutsuzların da askerler oldukları düşünüldüğünde arka planda şöyle bir düşüncenin izlerine rastlamak mümkün; deliliğe karşı bir olumlama ya da az bilmenin mutlu yapacağı.

I’m A Cyborg But That’s OK싸이보그지만 괜찮아Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil

Bu film esas olarak bir akıl hastanesinde geçen olayları ele alıyor. Başroldeki karakterin, sorunlu annesi ve halmonisiyle yaşadıkları sonucunda kendisini akıl hastanesinde bulması filmin içine dağıtılarak anlatılmış. Temel mekân akıl hastanesi olunca tabi, ortalık delilerle dolu. Farklı delilik türleriyle karşılaşıyoruz, ama aslında mantıksal süreçlerin farklı bir şekilde ele alınışı da denilebilir buna. Buradaki deliler rastgelelikten çok kendi çapındaki neden sonuç ilişkilerini kurarak bazı davranışları sergiliyorlar. Yani ortada esasında bir delilikten çok algılama farklılığı var. Başroldeki karakterlerde bu daha fazla belirgin. Yaptıkları şeyler esasında kendi algılarına göre gayet olağan durumlar. Örneğin cyborgun tamir edilmesi, ya da tamir eden karakterin gerçekte durumun böyle olmadığının farkında olması. Yani cyborga göre tamir edilmek olağan bir durum. Ancak onu tamir edene göre aslında gerçek değil, çünkü onun delilik algısı başka bir biçimde dünyayı görüyor, diğer deliliğin olağan olmadığının farkında, ama kendisininkinin olağan olduğunu düşünüyor. Bu filmde arka planda hissettiğim düşünce, aslında normallik kavramının delilik kavramından çok fazla ayırt edilebilecek bir durum olmadığı. Çünkü her iki durumda da kendimize göre belirli mantıksal süreçlerle hareket ediyoruz, ama objektif gerçekliğin ne olduğu sorusu her zaman belirsiz. Yani bu filmde de bir deliliğe övgü hissine kapılmak mümkün.

Castaway On The Moon김씨 표류기Kim’in Adası

Burada ise borçları nedeniyle intihara teşebbüs eden fakat başarısız olan bir adamın hikâyesi var. İntihar teşebbüsünün sonucu Han nehrindeki dışarıyla pek bağlantısı olmayan küçük bir adada kısılı kalmak oluyor. Sonuç olarak yalnız ve teknolojiden uzak bir yaşamın nasıl olabileceğiyle ilgili bir fikrimiz olmuş oluyor; şehrin ortasında bir ıssız ada. Aynı anda yürüyen diğer bir hikâye ise yine yalnız fakat teknolojiye bağımlı bir yaşamın nasıl olacağıyla ilgili. Yani doğanın içindeki yalnızlık türüyle teknolojiye bağımlı yalnızlık türlerinin bir kesişiminin ne olabileceğini görmüş oluyoruz. Sonuçta teknolojiye bağımlı olan durum, doğanın içindeki duruma karşı kaybediyor ve dışarı çıkmak zorunda kalıyor. Tabi bu doğal durumun kazandığı anlamına da gelmiyor, çünkü doğanın acımasızlığı da adamın oluşturduğu birikimi yok ediyor. Burada arka planda hissedilen düşünce ise izolasyon ya da yalnızlık kavramlarının olumlu olarak gösterilmesi. Doğaya bağlı yalnızlıkta olmasa da teknolojiye bağlı yalnızlıkta yine deliliğin sınırlarına ulaşabilecek bir sıradışılık var. Yine ana karakterlerin özellikleri göz önüne alındığında bu sıradışı durumların olumlanması ve kesişimlerinin de yine olumlu bir sonuç doğuracağı fikri ortaya çıkıyor.

Bu üç filmdeki ortak özelliklerin naiflik, izolasyon ve delilik olduğu görülebilir. Her üçüne karşı da olumlu bir bakış söz konusu. Bu özellikler filmleri daha ilgi çekici ve sevilir hale getiriyor. Belki de izleyenlerin kendi iç dünyalarıyla daha fazla özdeşlik kurabilmelerine neden olduğu için. Ancak gerçek dünyada bu özelliklerin ortaya çıkması o kadar da olumlu sonuçlar ortaya çıkarmayabilir. Filmlerin bu kadar çekici olmasının nedeni de bu zaten; gerçek dünyanın zıttını son derece olası bir durum olarak gösterebiliyor olmaları.

Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Üç Kore Filmi ve Sıradışılığın Çekiciliği için 6 cevap

  1. akustikhuzunler dedi ki:

    Bu filmlerden sadece Kim’in Adasını izledim. Güldüm mü ağladım mı bilemediğim filmlerden. İnsanın nasıl uçlarda olabileceğinin göstergesi, hepimiz o derece olmasa da biraz yalnız, biraz teknoloji tutkunuyuz. Bir çok insan kredi kartları yüzünden intiharın eşiğine geliyor yada benzer eğilimler gösteriyor , yine bence bizim farkında olamadığımız bir sürü insan hayatını net üzerinden yaşıyor.. İnsanın sonuna kadar mücadele etmesi gerektiği fikrini çıkarmıştım bu filmi izlediğimde. Bazen birileri için çok kolay olan şeyler, bizim için zor olabiliyor yada tam tersi bizim için kolay şeyler başkaları için ağır olabiliyor. O gün kendi kendime şöyle demiştim; “benim için evden çıkmak ,pencereden bakmak ne kadar kolay oysaki birileri için bunlar zor geliyor olabilir tıpkı burada olduğu gibi herkesin acısı ,sıkıntısı kendine göre büyük ve aşılması zor. yapman gereken insanları neden böyle olduğu yada niye hala bu halde olmakta direndiği konusunda yargılamak değil , cesaretlenmesi için destek olmaktır.” O günden sonra hala sözümü tutmaya çalışıyorum.. Bazen bana delice ve anlamsız gelse bile yaptığım şeylerin birileri için çok anlamlı olabileceğini düşünüp yoluma devam ediyorum…

    • 희망 dedi ki:

      İnsanlar ne kadar sosyal olurlarsa olsunlar, sonuçta birey kendi içinde yalnızdır aslında. Bunun çok da kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum, ama tabi dışarıdan alınan etkiler bu yalnızlıkla başetmeyi kolaylaştırıp zorlaştırabiliyor. Bu dalgalanmalardan kaçınmak için bazıları dış dünyayla iletişimi kesmeyi tercih ediyor olabilir. Yargılamak ya da destek olmak bir çözüm de olmayabilir tabi her zaman ama bizim yapabileceğimiz de ancak bu olabilir zaten.

  2. kimbapsushi dedi ki:

    en beğendiğim kore filmlerini düşündüğümde aklıma ilk gelenlerdendir bu üçü. zaten welcome to dongmakgol ve castaway on the moon üzerine yazmış, sevgimi haykırmıştım^^

    welcome to dongmakgol bana tüm duyguları uç boyutlarda yaşatan bir filmdi. başlarında çok eğlendim, büyülendim ancak sonunda hislerim tersine döndü. beni feci çarpan bir filmdi, savaşa yaklaşımı inanılmaz derecede başarılıydı, hatta izlediklerim içinde en başarılılardan. sadece köydeki deliler değil, güney kore ve kuzey koreli askerlerin aralarındaki ilişki bile tek başına filmin derdini anlamada yeterliydi. neden düşman olduğunu ya da savaştığını bilmeyen 2 grup, en sonunda bunun farkına varıp bir araya gelmeleri çok anlamlıydı. genç askerlerden birinin karşı gruba saldırırken, konu neden savaştıklarına gelince mantıklı bir açıklamada bulunamaması çok anlamlı gelmişti bana.

    2. şahane film, benim bayıldığım her filmini gözüm kapalı izleyeceğim park chan wook’a ait. diğer filmleriyle taban tabana zıt bir konu ve atmosfere sahip bu filmin altından da başarıyla kalkmış, denecek bir şey yok. o masalsı evrende ve tüm o delilik içinde herkes eminim kendinden bir parça bulmuştur. delilik ve normallik arasında aslında hayli ince bir çizgi var, dediğin gibi.

    son film sadece o ramen sahnesiyle bile gönlümde apayrı bir yere sahiptir. sevimli, naif olmasının yanında hiç beklemediğim anda beklemediğim kadar etkilemişti beni. bence umudu en iyi anlatan filmlerden biri.

    çok konuştum biliyorum ama sen en sevdiklerimi seçip anlatınca ben de coşmuşum.
    herkesin mutlaka izlemesi gereken yapımlardan, şiddetle tavsiye ediyorum bu vesileyle^^

    • 희망 dedi ki:

      Kore filmleri nasıl diğer filmlerin arasından kendine özgü özellikleriyle ayrılıyorsa, bu üç film de Kore filmleri arasında bu tür bir yere sahip sanırım. Kendilerine göre farklı bir havaları var. Anlatılmak istenen şeyleri çok ince ve derinlikli bir şekilde anlatmayı başarıyorlar. Bu yüzden de etkileyiciler.
      Ayrıca, bence az bile konuşmuşsun, bu filmler hakkında söylenecek şeyler bitmez çünkü :)

  3. kang yong hwa dedi ki:

    merhaba ucuiyagi ^_^blogunu yeni keşfettim yazılarını beyenerek okudum gerçekten hakkını vererek yazıyorsun :D emeğine sağlık :D bloğunu hemen tavsiye bağlantılarım arasına alıyorum :D :D

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s