Akiresu To Kame

Japon sinemasının ünlü yönetmenlerinden Takeshi Kitano’nun gerçeküstü otobiyagrafi üçlemesinin son filmi olan Akiresu To Kame (アキレスと亀 – Achilles and the Tortoise – Aşil ve Kaplumbağa) ilginç ve eğlenceli bir sanat eleştirisi yaparak yüzünüzde bir tebessümün oluşmasına neden oluyor. Bu film, değişik yerlerde bir komedi filmi olarak kategorize edilmiş olmasına rağmen esasında öyle değil. Çünkü insanların bir komedi filminden beklentileri daha farklı olur sanırım. Bu filmde kimse sizi güldürmek için uğraşmıyor (ki filmde ölenlerin haddi hesabı yok), aksine olayların akışındaki ve diyalogların ayrıntılarındaki ince mizah, sanatın sınırlarını ve neyin mantıklı neyin saçma olduğunu sorgulayarak doğal olarak tebessüm etmenize yol açıyor.

Takeshi Kitano’nun diğer filmleri genelde Japon yer altı dünyası Yakuza’dan izler taşır, ancak bu film, diğer Kitano filmlerinden oldukça farklı. Gerçeküstü otobiyografisinin ilk iki filmi olan Takeshis’ ve Kantoku Banzai’yi izlemediğim için onlar hakkında bir şey söyleyemem ama izlediğim filmleri içerisinde en beğendiklerimden birisi de (hatta en beğendiğim) ‘Dolls’ (Bebekler) filmiydi. Kitano’nun en önemli özelliklerinden birisi filmlerinin çoğunda kendisinin de rol alması ki Akiresu To Kame’de de ortayaşlı ressam olarak karşımıza çıkıyor. Dolls filmi ise Kitano’nun kendi oynamadığı ender filmlerinden birisi ve müzikleri de Joe Hisaishi’ye ait. Bunu öğrendiğimde o filmi neden bu kadar sevdiğimi anlamıştım, çünkü müzikler çok güzeldi. Ancak aynı filmdeki müzik seçimi sırasında yaşanan bir anlaşmazlık nedeniyle ondan sonraki Kitano filmlerinde birlikte çalışmayı bırakmışlar. O yüzden Akiresu To Kame’de bu birlikteliği izleyemiyoruz.

Film, ismini eski Yunan filozofu Elea’lı Zenon’un Aşil ve Kaplumbağa paradoksundan alıyor. Buna göre Aşil ve kaplumbağa bir yarış yaparlar. Aşil, kaplumbağanın kendisinden 100 metre önde başlamasına izin verir. Her ikisi de sabit bir hızla koşmaya başlarlar. Tabii Aşil kaplumbağadan daha büyük bir sabit hıza sahiptir. Belli bir zaman sonunda Aşil 100 metre ilerleyerek kaplumbağanın yarışa başladığı noktaya varır. Ancak bu sırada kaplumbağa da bir miktar ilerlemiştir (örneğin 10 metre). Dolayısıyla Aşil’in kaplumbağaya yetişmesi için hala 10 metre gitmesi gerekmektedir. Bu 10 metreyi gittiğinde de kaplumbağa yine küçük bir miktar ilerlemiş olacaktır. Yani Aşil, kaplumbağaya yetişmek için yaptığı her hamlede kaplumbağayı kendisinden çok küçük bir miktar ileride bulacaktır ve hiçbir zaman yarışta onu yakalayamayacaktır. Filmde ise başroldeki ressam Aşil’i temsil ederken, sanatın kendisi kaplumbağaya karşılık geliyor.

Filmde resim yapmaya hevesli bir insanın çocukluk, gençlik ve orta yaş yıllarında yaşadıkları anlatılıyor. Çok çeşitli tablolar film boyunca izleyicinin görüşüne sunuluyor. Özellikle sanat eleştirmenlerinin tablolar hakkındaki yorumlarında ince ironiler saklı. Gençlik dönemindeki sanat öğrencilerinin ve orta yaş dönemindeki ressamla eşinin sanat denemeleri görülmeye değer ve birçoğu da seyirciyi güldürmeyi başarıyor. Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki filmde kullanılan tabloların tamamı bizzat Takeshi Kitano’nun kendisi tarafından yapılmış. İzlemeye değer bir film olduğunu düşünüyorum.

Reklamlar
Bu yazı Kategorisiz içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s